AÖF TARİH BÖLÜMÜ

  • ANA SAYFA
  • 1.SINIF ÖZET
    • GÜZ DÖNEMİ
      • ESKİ ANADOLU TARİHİ
      • HELLEN VE ROMA TARİHİ
      • İSLAM TARİHİ VE MEDENİYETİ I
      • OSMANLI TÜRKÇESİ I
      • TARİH METODU
      • TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ I
      • BİZANS TARİHİ
    • BAHAR DÖNEMİ
      • BÜYÜK SELÇUKLU TARİHİ
      • ESKİ MEZOPOTAMYA VE MISIR TARİHİ
      • İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİ
      • İSLAM TARİHİ VE MEDENİYETİ II
      • OSMANLI TÜRKÇESİ II
      • TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ II
      • ORTA ASYA TÜRK TARİHİ
  • 2.SINIF ÖZET
    • GÜZ DÖNEMİ
      • ORTAÇAĞ VE YENİÇAĞ TÜRK DEVLETLERİ TARİHİ
      • ORTAÇAĞ-YENİÇAĞ AVRUPA TARİHİ
      • OSMANLI MERKEZ VE TAŞRA TEŞKİLÂTI
      • OSMANLI TARİHİ (1300-1566)
      • OSMANLI TÜRKÇESİ METİNLERİ I
      • TÜRKİYE SELÇUKLU TARİHİ
      • ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ I
    • BAHAR DÖNEMİ
      • OSMANLI DEVLETİ YENİLEŞME HAREKETLERİ (1703-1876
      • OSMANLI TARİHİ (1566–1789)
      • OSMANLI TARİHİ (1789–1876)
      • OSMANLI TÜRKÇESİ METİNLERİ II
      • OSMANLIDA İSKAN VE GÖÇ
      • RUSYA TARİHİ
      • ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ II
  • 3.SINIF ÖZET
    • GÜZ DÖNEMİ
      • OSMANLI DEVLETİ YENİLEŞME HAREKETLERİ (1876-1918)
      • OSMANLI DİPLOMASİSİ
      • OSMANLI İKTİSAT TARİHİ
      • OSMANLI TARİHİ (1876–1918)
      • SOSYOLOJİYE GİRİŞ
      • TARİHİ COĞRAFYA
      • İNGİLİZCE I
    • BAHAR DÖNEMİ
      • MODERN ORTADOĞU TARİHİ
      • EĞİTİM TARİHİ
      • TÜRKİYE CUMHURİYETİ İKTİSAT TARİHİ
      • TÜRKİYE CUMHURİYETİ SİYASÎ TARİHİ
      • TÜRKİYE'DE DEMOKRASİ VE PARLEMENTO TARİHİ
      • XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI
      • İNGİLİZCE II
  • 4.SINIF ÖZET
    • GÜZ DÖNEMİ
      • ÇAĞDAŞ TÜRK DÜNYASI
      • SÖMÜRGECİLİK TARİHİ
      • TARİH FELSEFESİ I
      • TÜRK BASIN TARİHİ
      • YAKINÇAĞ AVRUPA TARİHİ
      • YAŞAYAN DÜNYA DİNLERİ
      • GİRİŞİMCİLİK VE İŞ KURMA
      • TÜRK DİLİ I
    • BAHAR DÖNEMİ
      • BİLİM TARİHİ
      • HUKUK TARİHİ
      • SANAT TARİHİ
      • TARİH FELSEFESİ II
      • TÜRK DÜŞÜNCE TARİHİ
      • TÜRK KÜLTÜR TARİHİ
      • ETKİLİ İLETİŞİM TEKNİKLERİ
      • TÜRK DİLİ II
  • KİTAPLAR
    • 1.SINIF
      • GÜZ DÖNEMİ
      • BAHAR DÖNEMİ
    • 2. SINIF
      • 2 SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 2 SINIF BAHAR DÖNEMİ
    • 3. SINIF
      • 3 SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 3 SINIF BAHAR DÖNEMİ
    • 4. SINIF
      • 4 SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 4 SINIF BAHAR DÖNEMİ
  • SINAVLAR
    • 1.SINIF
      • 1.SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 1.SINIF BAHAR DÖNEMİ
    • 2. SINIF
      • 2.SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 2.SINIF BAHAR DÖNEMİ
    • 3. SINIF
      • 3.SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 3.SINIF BAHAR DÖNEMİ
    • 4. SINIF
      • 4.SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 4.SINIF BAHAR DÖNEMİ
OSMANLIDA İSKAN VE GÖÇ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
OSMANLIDA İSKAN VE GÖÇ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2015 Cuma

OSMANLI'DA İSKAN VE GÖÇ 8.ÜNİTE ÖZET (ACEMİM)

OSMANLI DEVLETİ’NİN GÖÇ VE İSKÂN POLİTİKALARI

GÖÇMEN İDARESİ

*Kırım Savaşı’nı müteakip kitlesel göçlerle karşı karşıya kalınınca özgün iskân projeleri planlamak, belirlenen ilkeler çerçevesinde göçmenleri iskân etmek ve sorunlarını gidermek amacıyla hususî bir teşkilatın oluşturulması kararlaştırıldı.

*Bu karar çerçevesinde 5 Ocak 1860 tarihinde Muhacirin Komisyonu kuruldu. Kitlesel
göçler 1875 yılı itibarıyla sona erince Muhacirin Komisyonu lağvedildi

*93 Harbi’nde yine kitlesel boyutta bir göç sorunuyla karşı karşıya kalınınca Şehremanetinin bünyesinde göçmen sorunlarına çözüm bulmak ve iskânla ilgili projeler üretmek üzere İdare-i Umumiye-i Muhacirin Komisyonu oluşturuldu.

*Komisyon malî işler, iskân işleri ve sevk şubelerinden oluşacaktı.

*Komisyonun malî işler şubesinin sorumluluğu yardım veya sair yolla elde edilen gelirleri kaydetmek
ve oluşturulan bütçeden ihtiyaç sahibi göçmenlere yevmiye vermekti.

*İskân şubesi ise göçmen sevk ve iskânına ait işleri planlayıp umumi idarenin onayı ile uygulamaktan
sorumluydu.

* İstanbul’daki göçmenlerin sağlık sorunlarına çözüm bulmak ise Muhacirin Umur-ı Sıhhiye Komisyonu’na aitti.

* İstanbul’da biriken göçmenler sevk şubesi tarafından taşraya naklediliyorlardı.

*93 Muhaceretinin yoğun olarak yaşandığı dönemlerde göçmen işlerini daha iyi çözümlemek amacıyla Yıldız Sarayı merkez olmak üzere II. Abdülhamid’in başkanlığında Umum Muhacirin Komisyonu kurulmuştu.

*Bu komisyonun vazifesi göçmenlerin iskân ve iaşe meseleleri ile ilgili genel kararları almak, göçmenlerin yurtlarına dönmesini sağlamak, Anadolu’ya sevk edilecek olanların iskân mahallerini
belirlemekti.

*Göçmen idaresi göçmenlerin iskân mahallerini belirlemek ve sorunsuz bir şekilde yerleşmesini temin etmek amacıyla taşraya iskân memurları ve müfettişleri gönderdi. Bu memurların başkanlığında Vilayet İdare-i Muhacirin Komisyonları kuruldu.

*1897 Osmanlı- Yunan Savaşı nedeniyle Anadolu’ya yeni bir göç dalgası söz konusu olunca Muhacirin
Komisyon-ı Âlisi ismiyle yeni bir komisyon oluşturuldu.

GEÇİCİ İSKÂN

*Osmanlı coğrafyasına yönelik göçler savaş ve savaş sonrası olmak üzere iki gruba ayrılabilir.

*Savaş ortamında göç edenler ilk etapta can emniyetlerini sağlamak amacı yla dağlara çekilmekteydiler.
*Savaşın uzun sürmesi ve Türk ordusunun ricatı ve işgalci kuvvetlerin asker, sivil ayrımı yapmaksızın önüne geleni katletmesi üzerine sivil halk çareyi henüz Türk askerinin hâkimiyetindeki yerlere çekilmekte bulacaktı r.

*Babıâli bu dönemde mültecileri geçici iskân bölgesi ilan ettiği şehir ve kasabalarda
iskâna elverişli yerlere yerleştirecektir.
*Kırım göçmenleri için Varna, İstanbul,Samsun;
*Kafkas göçmenleri için de Trabzon, Samsun ve İstanbul geçici iskân bölgesi olarak kullanılmıştır.
*Rumeli’den gelenler için Üsküp, Selanik ve Edirne hemen hemen her dönemde geçici iskân sahasıdır.

*Geçici iskân bölgelerine gelen göçmenler ilk etapta camilerin avlularına daha sonra da içine yerleştirilmekteydiler.

*Camiler göçmenlerin tamamını barındırmaya yetmeyince tekke, zaviye, medrese, mektep binaları devreye girmekteydi.

*İhtiyaç yine karşılanamazsa çözüm çadır kurmakta veya baraka inşa etmekte bulunmaktaydı.

*Geçici iskân süresi uzayan göçmenlerin iskâna elverişli hususi binalara nakledilmesi yoluna gidilmekteydi.

*Bu çerçevede şehir ve kasabalarda barınmaya elverişli yalı, köşk, konak gibi bütün binalara sahiplerinin rızasına bakılmaksızın el konmaktaydı.

*Göçmenlerin İaşesi: Babıâli 1860’lı yıllarda zengin fakir ayrımı yapmaksızın 15 yaşından küçük olanlara bir, büyük olanlara ise ikişer kuruş yevmiye vermeyi kararlaştırmıştı.

*Kırsal alanda geçici olarak iskân edilen göçmenlerin iaşe masrafları yerli ahali tarafından karşılanıyordu.

*Göçmenlerin iaşelerini ve sair ihtiyaçlarını karşılamak üzere değişik kurum ve kuruluşlar yardım komisyonları kurmuşlardır.

* 93 GÖÇMENLERİNİN YARARINA OLMAK ÜZERE;
*Mebuslar tarafından Muhacirine Muavenet Cemiyeti,

*İkinci Abdülhamid’in himayesindeİane-i Muhacirin Encümeni,

*Ayanların teşebbüsleri ile Muhacirin İane Komisyonu,
*İstanbul’daki misyon şeflerinin önayak olmasıyla Milletlerarası Muhacirlere Yardım Komitesi,
*Baronne Bourdett Coutts tarafından Sermaye-i Şefkat-i Osmaniye ve Stafford Housse Komitesi isimli yardım cemiyetleri kurulmuştur.

*Yardım toplama ve dağıtma işi Balkan Savaşı esnasında İane-i Muhacirin Komisyonu, Rumeli Muhacirin-i İslamiye Cemiyeti ve Hilal-ı Ahmer Cemiyeti vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir.

*İslam ülkelerinin Hilal-i Ahmer Cemiyetleri de göçmenlere yardım etmişlerdir.

*Resmî kayıtlara istinaden Birinci Dünya Savaşı yıllarında 1.200.000 göçmen ve mülteci mevcuttu.

*Göçmen sayısının gün geçtikçe artması üzerine yeni kaynaklara müracaat edilmesi kaçınılmaz bir hâl aldı.
*Bunun üzerine göçmenlerin memleketlerinedönüşlerine kadar yetim ve dul maaşı alanlar hariç memur maaşlarından %1 nispetinde iâne-i ihtiyariye adı altında kesinti yapılması kararlaştırıldı

*Bununla birlikte ahalinin yardımına müracaat edebilmek gayesiyle Muhacirîn-i Müslimeye
Muavenet Komisyonu isimli bir yardım komisyonu kuruldu.

*Yakacak Yardımı: Muhtaç göçmen ailelerine kış aylarında kömür dağıtılmıştır. Bunun yerine yakacak bedeli verilmesinin daha uygun ve ekonomik olacağı kanaati hâsıl olduğu için göçmenlere hane başına bir kıyye kömür bedelinin nakit ödenmesi yoluna gidildi.

Sağlık Sorunu: Göçmenler kitlesel boyutta İstanbul’a gelmeye başlayınca şehrin genel kamu
sağlığı bozulmaya başlıyordu. Bu gibi durumlarda hususî sağlık komisyonları oluşturulmaktaydı.

*Birinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı problemlerden birisi de salgın hastalıklardır.

 *Millî Mücadele döneminde sağlık hizmetleri daha ziyade Hilal-iAhmer Cemiyeti vasıtasıyla yürütüldü.

*İstihdam:
*Memur iken mülteci ve muhacir konuma düşenler de vardı.
*Mültecilerin sevk ve idareleriyle ilgili heyetler ilk etapta söz konusu göçmen memurlardan seçilecekti.
*Göçmen muallimler iskân mıntıkalarında bulunan iptidaîlerde çalıştılar.
*Tüccar, esnaf ve zanaatkâr göçmen ve mülteciler de şehir ve kasabalara yerleştirildiler.
*Bununla birlikte, sahil şeridinden Orta-Anadolu’daki şehir ve kasabalara sevk edilen balıkçı ve kayıkçı
lar atıl durumda kaldılar.
*Çiftçiler elden geldiğince köylere yerleştirildiler.
*Birbirini takip eden savaşlar sonucu, himayeye muhtaç yetim sayısı oldukça artmı
ştı. Yetim sayısı özellikle Birinci Dünya Savaşı’nda hat safhaya ulaşmıştı.
*Bunun üzerine, Maarif Nezareti bünyesinde Darüleytam Müdüriyet-i Umumiyyesi kurulmuş
ve yurt çapında birçok şubesi açılmıştı.
*Yetim çocuklar söz konusu kurumun binaları nda barındırılıp eğitilmeye çalışıldı.

DAİMÎ İSKÂN
*İskân, bir ailenin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılayacak büyüklükte konut
sahibi olmasını temin etmenin yanı sıra yaşamını sürdürecek maddî imkânlara kavuşturulacak
bir şekilde ekonomik bir işletme olarak planlanıp uygulanmasıdır.
*İskân ekonomik ve sosyal açıdan tarımsal iskân ve şehirsel iskân olmak üzere iki ayrı şekilde gerçekleştirilmektedir.
*Tarımsal iskân ile yerleştirilecek ailelere, konut, işletme binası ve tarım arazisi verilir.
* Şehirsel iskânda ise aileye konut, işletme ve donatım kredisi verilir.
*Daimi iskâna tabi tutulanlar aşiret mensupları ve göçmenler olmak üzere iki grupta toplanabilir.

*Aşiret İskânı: Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan Tanzimat dönemine kadar izlediği dışa ve içe iskân politikaları ile konar- göçer unsurlar büyük oranda yerleşik hale dönüştürülmüşlerdi.
*1840’dan itibaren konar-göçerler Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yerleştirilmeye çalışıldı. Amaç bir taraftan halkın refah ve güvenliğ ini arttırmak, diğer taraftan da Çukurova, Uzunyayla, Konya ve Dobruca gibi geniş ve verimli alanları şenlendirmekti.

*Kırım Savaşı esnasında Toroslardaki bazı konar - göçer unsurlar asker ve vergi konusunda problem çı-
karmışlar, bunun üzerine 1865’de Fırka-i Islahiye teşkil olunarak Maraş ve Elbistan
arasındaki aşiretlerin iskân edilmeleri sağlanmıştır.

*Göçmen İskânı: Geçici iskân yerlerinde barındırılan mültecilerden yurtlarına geri
dönmek istemeyenler veya geri dönme imkânı bulamayanlar göçmen idaresinin
belirlediği yerlere yerleşmek üzere sevk edilmekteydiler.

OSMANLI DEVLETİ’NİN GÖÇMENLERİ İSKÂN POLİTİKASI
*Osmanlı Devleti, göçmenleri sınıra yakın yerlere yerleştirmek suretiyle tampon bölgeler oluşturmaya çalıştı.
* Bu nedenle, doğudan gelen göçmenler Anadolu’nun Rus sınırından başlayarak Basra cihetine
kadar uzanan sahada yerleştirilmek suretiyle bölgedeki Müslüman nüfusun
arttırılması hedeflendi.
*Uzun Yayla’da geçitlerin yakınlarında yerleştirilen göçmenler, kendilerine verilen toprakları korumaları üzerine konar-göçerler yer değiştiremez olduklarından yerleşik hayata geçmeye zorlandılar.

*Daimî iskân bölgeleri tespit edilirken göçmenlerin iklimine uyum sağlayabilecekleri tarıma elverişli su, mera ve orman bulunan iskân mahallerine gönderilmesi ilke olarak kararlaştırıldı.

GÖÇMENLERE YAPILAN YARDIMLAR, KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜMLERİ

*Arazi Tahsisi: Anadolu’ya gelen göçmenlerin iskân edilebilmesi için sürekli arazi
üretilmesi gerekliydi. İskâna elverişli miri, mevkuf ve hali arazilerin göçmenlere
tahsis edilmesi iskân talimatnamesinde hükme bağlanmıştı.  
*Bu çerçevede atıl durumda olan askeri sahalar, meralık alanlar göçmenlere
tahsis edilebilmiştir.

*Konut Yardımı: İskân talimatnamesine göre göçmen idareleri tahsis edilen arsalara
iki, üç gözlü mesken inşa edilmesinden sorumluydular.

*İhtiyaç sahibi göçmenlerin konutları devlet, yerli ahali, göçmen işbirliği ile yapılmaktaydı.

*Zirai Yardım: Arazi ve mesken ihtiyacını karşılayan çiftçi göçmenlerin en kısa
zamanda üretici hale gelmeleri gerekmekteydi. Bunun için de çift hayvanı, tarım
araç gereci ve tohuma ihtiyaç duymaktaydılar. Kendilerine yardımcı olmaları hususunda
yerli ahali teşvik ediliyor, hatta zaman zaman zorunlu tutuluyordu.

*Vergi Muafiyeti: Göçmenler, ilk etapta on sene aşar ve tekâlif-i örfiyyeden ve 25 sene askerlikten muaf tutuldular.

 *Askerlik MuaŞyeti: Abdülmecid döneminde askerlik hizmeti ilkesel olarak
tüm Osmanlı vatandaşları için yükümlülük haline getirildi.

*Silâhaltına alınacak olanlar kura usulüyle belirleniyordu.
* 1877- 1878 döneminde her şeyini terk ederek göç edenler on yıl askerlik hizmetinden muaf tutuldular.
*1878 sonrası mal varlıklarını tasfiye ederek gelen göçmenler için muafiyet süresi 6 yıldı.
*İstanbul’a yerleşen göçmenler 6 yıl sonra yaşları askerlik çağına denk geliyor ise kuraya dahil ediliyorlardı.
*Ancak İstanbul’da doğan göçmen çocukları yasal açıdan İstanbullu kabul edildiklerinden yerliler gibi askerlikten tamamen muaf tutulmaktaydılar.

*Eğitim Sorunu:  Özellikle öksüz ve yetim çocuklar İstanbul sokaklarında dilencilik yapmak suretiyle
geçimlerini temin etmeye çalışmaktaydılar.

*Bu gibi çocuklar masrafları Şehremaneti tarafından karşılanmak üzere Darüşşafaka’ya kaydedilmişlerdir.

*Kamu tarafından koruma altına alınamayan göçmen çocukları ise varlıklı ailelere evlatlık
statüsünde verilmeye çalışılmıştı.

*Yetimlerin istihdam edildiği bir diğer yer eytamhanelerdi. Buralardaki çocukları bir meslek sahibi yapabilmek adına bir zanaatkârın yanına çırak olarak verilmesi yoluna gidilmekteydi.

GÖÇLERİN DEMOGRAŞK, SOSYAL VE EKONOMİK SONUÇLARI

*Demografik Etki: Salgın hastalık, kıtlık, savaş ve toprak kaybı Osmanlı toplumunun nüfus artış hızını sürekli düşürmekteydi.

*Göçler nüfusun köy- kent dağılımını da etkiledi. 19. yüzyıl öncesi kır nüfusunun az olması büyük çiftliklerin kurulmasını zorunlu kılmaktaydı.

*Mali ve İktisadi Etki: Göçmen iskânına açılan miri çiftlikler en verimli toprakları ve bol kaynakları içine almaktaydı. Bu alanların emek gücü açığı dolayısıyla mera olarak değerlendirilmesi hayvancılığın gelişmesini sağlarken tarla kültürü sahasının giderek daralması sonucunu doğurmaktaydı.

*Sosyal Etki: Göçmenle yerli toplum arasında kültürel fark olmaması iki unsurun zaman içerisinde kaynaşmasına sebep olmuştur.

*Genelde yerli ahali kırsal alana gönderilen göçmenlerin zorunlu ihtiyaç maddelerini karşılama yoluna gitmişlerdir

*Osmanlı Devleti toplumu Osmanlılık fikri etrafında toplamaya çalışmıştı.

*Mülteciler, geçici iskân bölgelerinde yerli halkla temasta bulundular. Söz konusu sosyal ilişki özellikle mültecilerin yaşam tarzında bazı değişikliklere yol açtı.

*Şark mültecileri, göç esnasında Yozgat Boğazlıyan’da yetiştirilen ve Sarı Bursa
ismiyle meşhur olan buğday ve Ankara tiftik keçisini tanıdılar.


Gönderen aöftarihbölümü zaman: 12:08 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: OSMANLIDA İSKAN VE GÖÇ
OSMANLI'DA İSKAN VE GÖÇ 7.ÜNİTE ÖZET
DIŞTAN İÇE GÖÇ
MACAR VE POLONYA MÜLTECİLERİ

*1848’de Macarlar Kossuth’un liderliğinde Avusturya’dan idarî muhtariyet talep ettiler. Bu talep ve sonrasında gelişen olaylar sonucu 5 Ocak 1849’da Avusturya kuvvetleri Macaristan’ın merkezini işgal etti.
*Başta Kossuth olmak üzere yüksek rütbeli asker, sivil birçok ihtilal lideri çareyi Osmanlı
topraklarına ilticada buldu.
*Kossuth, Macar mülteci liderlerinin iskân yeri olarak Kütahya’nın belirlenmesine kati surette karşı çıktı. Çünkü mültecilerin bölünmesini istemiyordu.
*Mülteci liderleri ve ileri gelenleri Malta, Halep ve Kütahya’ya nakledilmeye başlandı.
*Kütahya kafilesi sayıca en az olanıydı. Ancak başta Kossuth olmak üzere Macar
Özgürlük Savaşı’nın önde gelen isimleri bu grup içerisinde yer alıyordu.
*Babıâli’nin mültecileri iade etmeme politikasındaki kararlı tutumu ve Avrupa kamuoyunda oluşan olumlu hava, Rusya ve Avusturya’yı geri atım atmaya zorlamıştır.

YAHUDİ GÖÇÜ

*Yahudiler daha M.Ö. 586’da Babil’e sürülmüşlerdi. 2. ve 4. yüzyıllarda ise Romalılar ve Hıristiyanlar tarafından ikinci defa sürgün edilmişlerdir.
* Bunun neticesinde Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına dağılmışlardır. 13 ve 16. yüzyıllar arası ise İngiltere, Fransa, İspanya ve Portekiz ‘den kovulmuşlardır.

*Osmanlı’ya sığınan ilk Yahudi cemaatleri İstanbul, Edirne, Selanik, İzmir, Manisa, Bursa, Gelibolu, Amasya, Patros, Larissa ve Manastır’a yerleştirildi.
*Yahudiler 20 asırlık bir sürgün döneminde dinî Siyonizm inancını ve umudunu
daima muhafaza etmişlerdir.
*Yahudilerin  kendileri için vatan olarak belirledikleri coğrafya Filistin idi.
*Ancak, diplomatik ve politik faaliyetlerine dayanak teşkil edecek şekilde Filistin’de ne toprakları ve ne de nüfusları vardı.
*Bunu temin etmek için Osmanlı idarecilerini Yahudilerin Filistin’e göçetmelerine razı etmek, bu hususta Avrupalı diplomatların Babıali’ye baskı yapması,
* illegal yollardan Filistin’de toprak satın alınması ve Yahudi göçmenlerin biran önce buralara
yerleştirilmesi yöntemleri uygulandı.
* Bu çerçevede Filistin, İstanbul ve Anadolu’da Yahudi yerleşmeleri oluşturmak üzere Laurence Oliphant, Eisenberg gibi kişilerce projeler geliştirilip Babıali’ye takdim edildi.
* Sultan İkinci Abdülhamid bu projeleri reddetti.

*Babıâli Yahudi göçmenlerin Filistin sahasına yerleşmesini yasakladı. Babıâli’nin aldığı tedbirler ve Filistin’e göç yasağı Yahudiler ve Yahudi örgütleri tarafından bir şekilde kırıldı.
* Filistin’e girmeyi başaranlar yerli ahaliye değerinden fazla para vermek suretiyle arazi satın almaya başladılar.
*II. Abdülhamid’in devlet ve hâkimiyet anlayışı, Müslüman Arapların tepkileri Yahudilerin münhasıran Filistin’e yerleşmelerine mani olmuştur.
*1908 itibarıyla Filistin topraklarında bulunan Yahudi nüfusu 1876’ya kıyasla üç misli artarak 80 bine ulaşmıştır.
* Bu arada Siyonistler 40 bin dönüm toprak satın almışlar ve 33 yerleşim yeri kurmuşlardır.
*Kemal Karpat’ın tahminine göre 1862- 1914 arası Osmanlı topraklarına 120 bin Yahudi göç etmiştir.

RUS MÜLTECİLERİ

*Rus ordusuna mensup askerler zaman zaman firar ederek Osmanlı Devleti’nden iltica talebinde bulunabilmekteydiler.
*İltica edenlerin büyük bir kısmı Türkiye’nin doğu sınırlarına konuşlandırılmış Rus askerî birlik mensuplarıdır.
*Mültecilerin büyük bir çoğunluğu Kazanlı Türklerdir.

*Rusların kitlesel boyutta ilticası ise Bolşevik İhtilali sonrası Kızıl Ordu’nun Beyaz Ordu (Gönüllü Ordu)’yu mağlup etmesiyle gerçekleşmiştir.

*Beyaz Ruslar İstanbul halkını daha ziyade kültürel açıdan etkilediler.

MUHACİRÎN-İ ÜSERA

*Birinci Dünya Savaşı’nda Almanlara karşı savaşan Rus askerî kuvvetleri bir hayli kayıp vermiş ve yüz binlercesi de esir düşmüştü.
* Osmanlı Devleti, müttefikleri ile yaptığı anlaşma çerçevesinde Almanya ve Avusturya’nın esir kamplarındaki Müslüman ve Türk esirleri Anadolu’da iskân etmek üzere Türkiye’ye nakletmeye başladı.

İRAN MÜLTECİLERİ

*İran- Osmanlı sınırında her iki yönde nüfus göçü gerçekleşmiştir.
* Osmanlı coğrafyasından İran sahasına sınır boyundaki aşiret mensupları geçerken,
*İran’dan Osmanlı coğrafyasına gelenler, aşiret mensupları, işsizler ve siyasî mülteciler olmak
üzere üç gruba ayrılabilir.
*Bir diğer göç peryodu Rusların 3 Nisan 1908’de Tebriz’i işgal etmesiyle başladı. İttihad-ı İslâm Fırkası Rusları Tebriz’den atmaya çalıştıysa da başarılı olamadı.
*1848 tarihli Türk- İran anlaşmasına göre, tâbiiyetleri belli olan aşiretler, gerekirse kuvvet kullanmak suretiyle tâbi oldukları devletin arazisine yerleştirileceklerdi.
*Tâbiiyeti ihtilâşı olan aşiretler, bir defaya mahsus olarak iskân mahallini kendileri seçeceklerdi.
*Taraflarca tayin edilen murahhas heyetler, tahdid-i hudud, tazmin-i hasar ve tefrik-i aşâir konularında müşterek bir karara varıncaya kadar, sınırın korunması amacıyla tâbiiyetleri hususunda ihtilâf olan aşiret mensuplarının topluca sınır ötesine göç etmesine izin verilmeyecekti.

İÇTEN DIŞA GÖÇ :
RUM GÖÇÜ
*1821’de Mora Rumları Osmanlı otoritesine karşı isyan etti. Fransa, İngiltere ve Rusya’nın ortak teşebbüsleri sonucu 1830’da Yunanistan Devleti kuruldu.
*Batı Anadolu ve adalardaki Rumlar da isyana iştirak ettiler.
*İsyan sonrası kanuni takibattan korkanlar adalara ve Mora’ya firar ettiler.
*Birinci Dünya Savaşı esnasında Batı Anadolu’daki Rum nüfusun isyan ederek Türk ordusunu arkadan vurması plânlanınca 1916’da bölgenin güvenliğini sağlamak amacıyla Rum nüfusun iç bölgelere sevk edilmesi kararlaştırıldı.
*Venizelos’un hedefi de Anadolu’daki Yunan varlığını kalıcı kılmak amacıyla, işgal döneminde en az 300 bin Yunan’ı Anadolu’ya göçürmek ve Menderes ovasına yerleştirmekti.
*Yunan işgal kuvvetleri Trakya’yı tahliye etmeye başlayınca gayrimüslim unsurlar da göç kararı aldılar.
 *İstanbul hariç Türkiye sınırları içerisindeki Rum nüfus 30 Ocak 1923 Türk- Rum Nüfus Mübadelesi sözleşmesi ile Yunanistan’a gitti.

BULGAR GÖÇÜ

* Rusya, Osmanlı Devleti’yle yaptığı savaşlarda işgal ettiği yerlerdeki gayrimüslim toplulukları Rus diplomat ve Ortodoks din adamları vasıtasıyla göç etmeye özendiriyor, hatta zorluyordu.
*1768- 1812 arası meydana gelen Osmanlı- Rus Savaşları sonucu 200 bin kadar Bulgar göçmeni dalga dalga Eflak - Buğdan topraklarına geçti.

ERMENİ GÖÇÜ
*Osmanlı idaresi Ermeni toplumuna daha 15. yüzyılda millet statüsü vermişti. Ermeni toplumu özellikle 18. yüzyıldan itibaren misyonerlerin ilgi alanına girmişti.
*18. yüzyılda giderek yoğunluk kazanan ve özellikle Fransa’nın önderliğinde sürdürülen Katolik propagandasının sonunda Ankara, Halep, şam ve İstanbul Ermenileri arasında Katoliklik hızla yayıldı.
Devlet Patrik Bogos Katolik ve Gregoryanları bir noktada buluşturmak ve uzlaştırmak için bazı faaliyetlerde bulundu.
*Bunun üzerine Bogos Ermeni Cemaatini Katolik yapma töhmeti ile suçlandı.
* Kilise basıldı. Patrik hayatını zor kurtardı.
*Bu olayı “devletçe hazm olunur hal” bulmayan saray çeşitli tedbirleri almaktan geri durmadı.
*Babıâli’nin tanzim ettiği deftere göre yaklaşık 2.800 kişi Ankara, Akdeniz Adaları, Bandırma ve sair yerlere sürgün edilecekti. Karar Mart 1828’de tatbik edilmeye başlandı.
*Sürgün edilenlerin geri dönüş umudunu kırmak için gayrimenkullerinin satılması planlandı.
*Rusya Kafkasya’da güven duyacağı bir nüfus kitlesi oluşturmak istemekteydi.
*Bunun için de Ermeniler hedef toplum olarak seçilmişlerdir.
*Rus- İran Savaşı’nı müteakip İran sahasından 8.249 Ermeni ailesi Revan’a nakledildi.
*Bölgedeki Hıristiyan nüfusu arttırmak için bir diğer kaynak Doğu Anadolu Ermenileriydi.
*1828- 1829 Savaşı esnasında din adamları vasıtasıyla Ermeniler göçe teşvik ve tahrik edildiler.
*Rusya’nın Ekim 1914’de Osmanlı Devleti’ne resmen savaş ilan etmesi sonrası Ermeniler bütün imkân ve güçleriyle Rusya’nın ve İtilaf devletlerinin emrine girmeye başladılar.
*Nisan 1915’de Van, Çatak ve Bitlis’te ayaklanmalar çıkarttılar. Neticede Rus kuvvetleri Van’ı işgal etti. Ermeniler şehir ve çevre halkından yüzlercesini katlettiler.
*Ermenilerin Ruslarla işbirliği yapması sonucu Osmanlı ordusunun ikmal yolları
kesildi. Bu nedenle Rus ordusu karşısında başarılı olamayan Türk ordusu
geri çekilmek zorunda kaldı.
 *27 Mayıs 1915’de Vakt-ı seferde icraat-i hükümete karşı gelenler için cihet-i askeriyece ittihaz olunacak tedabir hakkında kanun-ı muvakkat çıkarıldı.
* Geçici kanun askeri gereklerle casusluk ve hıyanetlerini hissettikleri köy ve kasaba halkını etnik fark gözetmeksizin bireysel veya toplu olarak başka bir yere sevk ve iskân yetkisini orduya veriyordu.
*Ermeni sevkıyatının kısa zamanda tamamlanması zorunluluğu ve savaşın getirdiği olumsuz şartlar, kafilelerin emniyetinin sağlanmasını ve iaşelerinin teminini güçleştiren en önemli sebeplerin başında gelmektedir.
* Nitekim yollarda yer yer salgın hastalıklar yüzünden yaklaşık 30 bin kişinin öldüğü tahmin edilmektedir.
*Ermenilerin bir kısmı da çete, eşkıya ve aşiret mensuplarının saldırıları sonucu hayatı nı kaybetmiştir.
* Osmanlı belgelerine göre bu şekilde öldürülenlerin sayısı on bini geçmez.

AMERİKA’YA OSMANLI GÖÇÜ
*1860-1914 tarihleri arasında 1.200.000 Osmanlı vatandaşı Amerika’ya göç etti.
*Bunların 600 bini Suriyeli ve Lübnanlıydı.
*150 bini ise Arnavutluk, Makedonya ve Trakya gibi yerlerden giden Müslümanlardı.
*1904 yılından itibaren bu göç kervanına Türkler de iştirak ettiler.
*Osmanlı Devleti, nüfusunun ve vergi gelirlerinin azalacağı, fakir göçmenlerin yurt dışında Osmanlı’nın saygınlığını sarsacağı ve ABD pasaportuyla Ermenilerin geri döneceği endişesiyle Amerika’ya
yönelik göç hareketini yasakladı.

*Bu göçler sonucu ABD’de 1916 tarihi itibarıyla 40 bin kişilik bir Türk kolonisi oluştu.
*Amerika kıtasına göç eden Osmanlıların gittikleri ülkelerden birisi de Arjantin’dir.

*Türk arşiv kayıtlarına göre, 1913’te Arjantin’deki Osmanlı vatandaşlarının sayısı yaklaşık 100 bini bulmuştu.
*Arjantin’deki Osmanlı vatandaşlarının %80’ini her bir işi yapma iddiasında bulunan
gerçekte ise herhangi bir mesleği olmayanlar oluşturmaktaydı.

*Arjantin’deki Osmanlı vatandaşlarını üç grupta incelemek mümkündür.
*Birincisi herhangi bir iş bulamayıp bir şekilde geri dönmeye çalışanlardır.
*İkinci grubu ücretli iş bulamadıklarından seyyar satıcılık yoluyla geçimlerini temin etmeye ve para biriktirmeye çalışanlar oluşturur.
*Üçüncü grubu ise yatırım yapabilecek ölçüde sermaye birikimi
yapmayı başaranlardır.

*Arjantin’deki Osmanlı vatandaşlarının vatanlarındaki siyasî gelişmeleri takip ettikleri ve Osmanlı Arjantin ilişkilerinin kurulup gelişmesi için teşebbüslerde bulundukları anlaşılmaktadır.
* Meksika, Arjantin ve Brezilya’da Cemiyet-i Hayriye-i İslâmiye gibi yardım dernekleri kurarlar. Bu dernekler Amerika’daki Osmanlı vatandaşları ndan topladıkları maddî yardımları çeşitli yollardan Türk yetkililere ulaştırmaya çalışmışlardır.
* Bir kısım Osmanlı vatandaşı da doğrudan Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’ne maddî yardımda bulunmuştur.


Gönderen aöftarihbölümü zaman: 12:08 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: OSMANLIDA İSKAN VE GÖÇ
OSMANLI'DA İSKAN VE GÖÇ 6.ÜNİTE ÖZET

*Kırsal göçün ana sebebini köylülerin kendi aralarında ve sipahiyle olan anlaşmazlıkları oluşturmaktaydı.
* Bir diğer sebep toplum katmanları arasındaki hareketliliktir. Bu tür hareketlilik iki şekilde oluyordu:
*Müslümanlar eğitim yoluyla askeri unsura dahil olurken bazı müslim ve gayrimüslimler de köyden şehre göç edip zenaat ve ticaretle meşgul oluyorlardı.
* Devlet ziraî üretimin düşmesini ve dirlik sahibinin gelirlerinin azalmasını önlemek, çiftçinin çiftini çubuğunu terk edip göçetmesine engel olmak adına çiftbozan resmi ve geri iskân kanunu
tedbirlerini uyguluyordu.
*İç göçler daha ziyade bireysel ve grup göçleri şeklinde cereyan etmekteydi.
Ama bazen kitlesel boyuta çıktığı da olmaktaydı.
*Taşrada güvenliği zedeleyen unsurlar, kamu görevlilerinin suistimalleri, doğal afetler, yangınlar, salgın hastalıklar, savaşlar, aşırı nüfus artışı gibi olaylar kitlesel iç göç dalgalarını gündeme getirmekteydi.
*17. yüzyılda Celali hadiseleri sonrası kitlesel boyutta bir iç göç dalgası cereyan etti.
*18. yüzyılda güvenliği zedeleyen ve yeni göçlere zemin hazırlayan unsurların başında kapısız levendlerin eşkıyalık hareketleri gelir.
*Anadolu’dan İstanbul’a yönelik reaya göçlerinin kahir ekseriyeti İç Anadolu ve Doğu Anadolu kökenlidir.
*Gurbetçilerin memleketlerine gönderilmesine çalışılmıştır. Tathir-i memleket, tenkih-i vilayet olarak nitelenen tahliye işlemiyle devlet, İstanbul’da gıda maddelerinin ucuzlayıp bollaşacağını, tarımsal bölgelerde ise vergilerini ödemekte zorlanan reayaya kolaylık sağlanacağını düşünmüştür.
*1840’dan itibaren konar-göçerler Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yerleştirilmeye çalışıldı.
*Amaç bir taraftan halkın refah ve güvenliğini arttırmak, diğer taraftan da Çukurova, Uzunyayla, Konya ve Dobruca gibi geniş ve verimli alanları şenlendirmekti.

MORA GÖÇMENLERİ
*Rusya, İngiltere ve Fransa 4 Nisan 1826 Petersburg Protokolü ve 6 Temmuz 1827 Londra Antlaşması’yla bağımsız Yunanistan devletinin kurulmasına, Türklerle Rumların birbirlerinden ayrılmalarına karar verdiler.
*Yunanistan Attik ve Mora ile bu kara parçasının çevresindeki Eğriboz yarımadası, Kuzey Sporad ve Kiklad takımadalarından oluşan sahada kuruldu.
*Kuşadası ve İzmir’e gelen Mora ve Atinalı göçmenler öncelikle Rumların terk ettiği meskenlere yerleştirildiler.
CEZAYİR VE TUNUSLU GÖÇMENLER

*Fransa, 1830 yılında Cezayir’i işgal etti. İşgal sahasındaki Cezayirliler iç bölgelere çekilerek Emir Abdülkadir’in liderliğinde Fransız kuvvetlerine karşı direndiler.
*Osmanlı tâbiiyetinde bulunan Cezayirli göçmenler on sene vergiden, yirmi sene askerlik hizmetinden muaf tutulurken kendilerine mîrîden karşılıksız arazi de tahsis edildi.
*Fransa Cezayir’den sonra Tunus’u işgal etti. Benzer politikaları burada uyguladı. İşgale karşı direnen 100 bini aşkın Tunuslu, Trablusgarp vilâyetine iltica etti.

KIRIM GÖÇMENLERİ
*16. yüzyılın son çeyreğinde Altın Orda Hanı Toktamış Han tarafından Kırım’dan getirilen binlerce Kıpçak Kars ve Iğdır havalisine iskân edilmişti.
*Kırım Küçük Kaynarca Antlaşması (1774) ile bağımsız bir devlet haline dönüştürüldü.
*Türklerin Rusya içlerine sürülecekleri söylentileri giderek yaygınlık kazanmaya başladı.
* Bundan ilk etkilenenler Deşt-i Kıpçak bozkırında yaşayan ve Kırım hanlık ahalisinin en
önemli unsurlarından birisi olan Nogaylardı.
*Nogaylar 1859’da Osmanlı coğrafyası na yönelik büyük bir göç hareketini başlattılar. Kıpçak bozkırları bu göçle hemen hemen tamamen boşaldı.
*Nogayların göçü yarımadada “...Halife’nin memleketine bugün gidilmezse yarın bu imkânın bulunamayacağı, kalanların zorla Hristiyan yapılacakları” söylentilerinin hızla yayılmasına yol açtı.

KAFKAS GÖÇMENLERİ
*Rusların bu saldırılarına karşı Şeyh Şamil’in liderliğindeki bir avuç Müslüman mücahidi direndi.
*Şeyh Şamil’in 1859 yılında teslim olmasıyla Müslümanların Ruslara karşı yaptıkları savunma harekâtı kuvvetinden çok şey kaybetti.
DOKSANÜÇ GÖÇÜ
*Doksanüç Savaşı başlayınca Türk askeri makamları daha iyi savunma yapabilmek adına Tuna’ya kadar çekildiler ve sivil halka da Tuna’nın güneyine çekilmeyi tavsiye ettiler.
 *Bu tavsiyeye Müslümanlar riayet ederken Bulgarlar uymadı.
*Ruslar işgal ettikleri sahada Bulgar idaresini kurmak ve Bulgar toplumunu teşkilatlandırmak amacıyla Prens Cerkasky’yi görevlendirdi.
*Bulgar, Rus ve Kozaklar müştereken kitle imha harekâtı başlattılar.
*Bu saldırıların en meşhuru Ocak 1878’de Skobelef’in emrindeki Rus ve Kozak birliklerinin Harmanlı’da 20 bin arabalık bir göçmen kafilesine çocuk, kadın ayrımı yapmaksızın saldırması olayıdır.
*Berlin Antlaşması ile Tuna vilâyeti topraklarında Osmanlı’ya sözde bağlı Bulgaristan Emareti’nin kurulması kararlaştırıldı.
 Emaret idaresi 29 Nisan 1879’da Alman Prensi Aleksander Battenberg’in Bulgar Prensi seçilmesi
ile hayata geçti.
*Bulgar idaresinin Bulgarları çoğunluk hale getirmek için izlediği bir diğer yol, komşu ülkelerin vatandaşı olan Bulgarları Bulgaristan’a göç etmeye teşvik etmekti.
*Daimî olarak yerleştirilmek üzere Anadolu’ya sevk edilen göçmenler iki yol takip ettiler.
*Birinci grup İstanbul üzerinden Anadolu’ya geçerken diğer grup Varna, Ahyolu Bergosu, Tekirdağ, Dedeağaç ve Selanik gibi Rumeli sahilindeki liman ve iskelelerden Anadolu’ya hareket etti.
BOŞNAKLARIN GÖÇÜ
*Bosna-Hersek, 17. yüzyılın sonlarından itibaren Türk hâkimiyetinden çıkan topraklarda yaşayan Müslümanların sığınağı oldu.
*Avusturya, 5 Ekim 1908’de Bosna-Hersek’i ilhak etti.
*Boşnakların göç ettikleri yerlerin başında Yenipazar sancağı gelir.
GİRİT GÖÇMENLERİ
*1866 da ise geniş ölçekli bir isyan çıkaran ada Rumları geçici bir hükümet kurarak Yunanistan’a iltihak kararı aldı.
*1897’de Yunanistan adayı ilhak kararını ilan etti. Buna karşılık 18 Aralık 1897’de Avrupa devletleri, Girit’in özerkliğini ilan ettiler.
*21 Aralık 1898’de Yunan Prensi Yorgi Girit valisi olarak atandı.
*Bu ortamda adada kendileri için can ve mal güvenliğinin kalmadığına inanan Müslümanlar Anadolu’ya göç etmeye başladılar.
*Göçmenler fakir hemşerilerinin çocuklarını okutmak adına Maarif-perver Cemiyeti adı altında bir cemiyet kurdular.
TRABLUSGARP VE BİNGAZİ GÖÇMENLERİ
*İtalya, Osmanlı Devleti’ne 29 Eylül 1911 tarihinde savaş ilân etti. İtalyan işgali üzerine, kasabaları
n ahalisi içeri doğru çekildi.
*Tunus ve Mısır üzerinden Trablusgarp’a sivil kıyafetlerle gelen gönüllü Türk subayları, söz konusu kuvvetleri teşkilâtlandırdılar.
 *İtalyan askerî birlikleri Oniki adayı işgal ettiler.
*Bu arada içeride siyasî çekişmeler ve hariçte Balkan devletlerinin harekete geçme hazırlıkları Osmanlı Devleti’ni barışa zorladı.
*18 Ekim 1912 tarihinde iki devlet arasında Uşi Antlaşması imzalandı.
*Trablusgarp ve Bingazi mültecilerinin toplam sayısı bilinmemekle beraber kitlesel boyut kazanmadığı söylenebilir.
BALKAN SAVAŞLARI VE GÖÇ
*Avrupa devletlerinin diplomatik desteğine sahip olan Balkan devletleri Trablusgarp Savaşı’ndan da faydalanarak 30 Eylül 1912’de seferberlik ilan ettiler.
*Bir hafta sonra da Karadağ Osmanlı Devleti’ne savaş açtı. Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan
Karadağ’ın müttefiki olarak 17-18 Ekim 1912’de savaşa dahil oldular.
*Müslüman halkın kitlesel olarak sığınmaya çalıştığı şehirlerden birisi de Edirne’ydi.
*Edirne 26 Mart 1913’de düştü. Kent Bulgarlarca üç gün talan edildi. Bulgar askerlerinin
ve Hıristiyan ahalinin yürüttüğü talanda öncelikli hedef Türk ev ve dükkânlarıydı.
*Edirne, Kavala, Serez, Dedeağaç ve sair işgal edilmiş şehirlerde uygulanan yöntem
hep aynıydı: Osmanlı ordusu çekilip gidince, kentliler çarpışmadan komitacılara teslim oluyordu.
*Komitacılar mallarını talan ettikleri Müslümanları katlediyorlardı.
*Komitacıları salgın hastalık takip ediyordu.
*1912 tarihli İngiliz konsolosluk raporunda bu durum şu şekilde ifade edilmekteydi: “...Kavala ve Drama yörelerinde Bulgar komitacılarının ve yerel Hristiyan halkın elinden çile çekmemiş tek bir
Türk köyü bile yok gibidir. Çoğunda, düzinelerle erkek kıyımdan geçirilmiştir. Diğerlerinde ırza geçmeler ve talan etmeler olmuştur”.
*Birinci Balkan Savaşı 6 hafta, ikinci Balkan Savaşı 4 hafta sürdü.
*Savaş esnasında katledilen Türk nüfus kaynaklara göre 200 bini aşmaktaydı.
*Ayrıca on binlerce insan salgın hastalıklardan can verdi.
ŞARK MÜLTECİLERİ
*Rusya, Birinci Dünya Savaşı esnasında Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu üzerinden Akdeniz’e ulaşmayı planlamıştı.
*Nitekim Rusya söz konusu alanın yayılma sahası olduğunu Mart 1916 Petrograd Protokolü’yle müttefiklerine kabul ettirecektir.
*Rusya söz konusu plan doğrultusunda Mayıs 1915- Nisan 1916 tarihleri arasında Van, Bitlis, Muş, Erzurum, Gümüşhane, Erzincan ve Trabzon’u işgal eder.
* Rus işgal sahasında Rus, Kozak ve bilhassa Ermeni çeteleri tarafından bir milyonu aşkın Müslüman katledildi.
*Katliamdan kurtulmayı başarabilenler ırz, namus ve can güvenliğini sağlamak amacıyla iç bölgelere iltica ettiler.
*Erzincan Mütarekesi’ni (18 Aralık 1917) müteakip Ruslar işgal ettikleri yerlerden 1878 sınırına kadar çekilmeye başladılar. Mülteciler, bir an önce ocaklarına kavuşma telaşına kapıldılar.
BATI ANADOLU GÖÇMENLERİ
*15 Mayıs 1919’dan itibaren Batı Anadolu’nun Yunanlılar tarafından işgali yeni bir mülteci sorununu gündeme getirdi.
*Amaç, Türk toplumunu işgallere karşı örgütleme yeteneğine teorik olarak sahip olduğuna inanılan potansiyel lider adaylarını yok etmektir.
*Türk unsurunun bu sistemli yok etme ve göçe zorlama siyaseti karşısında ilk tepkisi kaçmak yönünde oldu.
*En büyük felaketlerin muhaceretten kaynaklandığı düşüncesinde olan askerî ve
mülkî Türk makamlarının ilk işi göçü önlemeye çalışmak olmuştu.
*İsmet Paşa’nın Lozan’da sunduğu rapora göre, Yunan işgaline düşen bölgede 1.500.000 Anadolu Türk’ü ya göçmüş veya ölmüştü. Rum ve Ermeniler ise Yunan ordusunu takiben Anadolu’yu terk etmişlerdir.

* Bölgede nüfus kaybına uğramayan tek topluluk Musevîlerdi.
Gönderen aöftarihbölümü zaman: 12:07 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: OSMANLIDA İSKAN VE GÖÇ
OSMANLı’DA İSKÂN VE GÖÇ 5.ÜNİTE ÖZET (ACEMİM)
*Göç: Bir kişi, grup ya da toplumun bir yerleşme alanından bir diğerine, bir ülkeden bir
diğer ülkeye yönelik sürekli veya süreli olmak üzere gerçekleştirdiği yer değiştirme
hareketine göç denir.
*Sosyologlar göçleri meydana geliş gerekçesi, güzergâhı, yönü ve katılan insan sayısını dikkate alarak tasnif etmişlerdir.
* Göçler güzergâh, yön açısından devletin sınırları esas alınarak iç göç ve dış göç diye ikiye ayrılmıştır.
*İç göçler, bir ülke sınırları dahilinde meydana gelen yer değiştirme hareketleridir. Kırdan kıra, kırdan şehre, şehirden şehre veya şehirden kıra yönelik olarak gerçekleşir.
*Dış göç farklı sebeplerle bir ülke sınırlarını her iki yönde aşarak yapılan nüfus hareketleridir. Bu göçler gerçekleştiği yöne göre içten dışa göç veya dıştan içe göç şeklinde tanımlanmaktadır.
* Bireysel göç bireyin kendi iradesiyle gerçekleştirdiği yer değiştirme hareketidir.
* Büyük bir topluluğun kısa bir sürede yaptığı göç ise kitle göçü olarak adlandırılır. Bu tür göçler sürekli değildir. Kitle göçleri genellikle, savaş, ihtilal, isyan ve doğal afetler sonucu ortaya çıkar.
*Zorunlu göçleri de kendi içinde gruplandırmak mümkündür. Bu tür göçlerin bir kısmında
göç kararını doğrudan merkezi otorite verir.Mübadele, sürgün, nefy, tagrib, tebid, tenkil, tehcir uygulamasına tabi tutulanlar bu gruba girerler.
*sürgün, nefy, tagrib, tebid, tenkil ve tehcir uygulamasına tabi tutulanlar merkezi otorite tarafından herhangi bir şeyle suçlanmaktadır.
*Mübadil böyle bir suçlamanın da muhatabı değildir. Sadece kimliğinden dolayı bulunduğu mekânı terk etmesi kendisine dikte ettirilmiştir.
*Muhaceret, mültecilik, sığınmacılık ve doğal afetlere bağlı göçler de zorunlu göç kapsamına dahil edilmektedir.
*Göçe karar verene göre göçler serbest göçler ve zorunlu göçler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
*Gönüllü göçler olarak da tanımlanabilen serbest göçlerde göçmen gideceği yeri, zamanı ve şartları kendisi tayin etmektedir.
*Kişiler bulundukları bölgede insanca yaşaması için asgari şartların ortadan kalkması halinde çözümü göç etmekte bulabilir. Bu şartlarda gerçekleşen göçler zorunlu göç kavramına girer. Bu tür göçler daha ziyade kamu yöneticilerinin iradesiyle gerçekleşir. Sınır dışı etme ve iki devletin karşılıklı nüfus değiştirmesi bu tür göçlere girer.
*Kitle boşaltması olarak tanımlanan deprem, sel ve savaş gibi felaketler sırasında nüfusun güvenliğini sağlamak amacıyla tüm nüfusun belli bir yerden diğer bir yere taşınması zorunlu
göç kapsamı içerisindedir.
*Göçler yer değiştirme sürelerine göre de daimi göçler, geçici göçler ve mevsimlik
göçler şeklinde üçe ayrılmaktadır.
*Mevsimlik göçler yılın belli dönemlerinde meydana gelen göçlerdir. Bu göçler genellikle tarım ve tarım dışı alanlardaki geçici işlerle ilgili göçlerdir.
*Bazı ülkelerin, göç politikalarının ve göçmen kabulü ile ilgili yasalarının sonucu olarak yabancı ülkelerden gelen göçmenleri belli özellikleri dikkate alarak kabul etmelerine ise seçimli göç adı verilmektedir.
*Yayla ile kışlak arasında mevsimine göre mekik dokuyan kişiler konar- göçer olarak tanımlanmaktadır.
* Belirli bir mekânı olmaksızın çadır, hayvan ve sair araçlarıyla mevsime göre sürekli yer değiştiren topluluğa göçebe denir.
*Anadolu’da arazisini elinden çıkaran ve başkalarının arazisinde ırgatlık yapanlara da göçebe
oldu denmektedir.
*yerleşik toplum içerisinde yer alıp ekonomik sorunlardan dolayı toprak tasarruf hakkını terk ederek başka bir yere göç edenler sipahi ve Osmanlı bürokratı tarafından çift bozan olarak tanımlanmıştır.
*Eğer kişi ailesinin geçimini temin maksadıyla geçici olarak bekâr bir vaziyette başta İstanbul
olmak üzere başka şehirlere veya bölgelere gidiyorsa gurbetçi adını almaktaydı.
*Gurbetçi memleketine dönerken sılacı olarak tanımlanmıştır.
*Gurbetçi çalışmak üzere geldiği büyük şehirde iş bulamaz ise merkezi idare tarafından asayişi bozmaya  potansiyel aday olarak algılanır ve serseri lafzıyla tanımlanır.
*Kişi eğer ailesi ile birlikte göç ediyorsa genellikle ev göçü bazen de hane göçü şeklinde tanımlanmıştır.
*Çeşitli sebeplerle kendi iradesiyle bir yerden başka bir yere göç eden ve oranın nüfusuna kaydedilen kişileri yerli halk yaban olarak isimlendirmiştir.
*Bazen devlet bireysel olarak çeşitli suçlardan dolayı kişileri sürebilmekteydi. Bu hadise belgelere tagrip ifadesiyle kaydedilmiştir.
*Zaman zaman güvenlik ve asayiş gerekçesiyle bir kişi, grup veya topluluk başka bir bölgeye sevk edilmekte ve zorunlu iskâna tabi tutulabilmekteydi. Buna sürgün veya tehcir adı verilmiştir.
* Cezalandırma adına kişilerin bir bölgeden başka bir bölgeye gönderilmesi tagrib,
tenkil, tebid veya nefy kelimeleriyle tanımlanmıştır.
*Tanzimat sonrası belge ve defterlerinde sürme, sürgün etme, uzaklaştırma ve memleketten çıkarma manaları na nefy, tagrip, icla, tebid, tard gibi terimler kullanılmıştır.
*Celali hadiselerinin yaşandığı dönemde kitlesel göç had safhaya varmıştı ki büyük kaçgunluk hareketi ve bu fiili işleyen kişi de kaçgun şeklinde tanımlanmıştır.
*İç göçün bir diğer sebebini doğal afetler oluşturabilmektedir.
*Mülteci olağanüstü şartlar ortadan kalktığında ocağına dönmek amacındadır. Siyasi sebeplerden dolayı Osmanlı Devleti’ne sığınan ecnebiler mülteci, ülkeyi terk edenler ise firari olaraktanımlanmıştır.
*Türk tarihinde üsera-yı muhacirin olarak tanımlanan bir grup vardır. Bunlar Rus ordusu saşarında savaşırken Almanlara esir düşen Müslümanlardır
*Birinci Dünya Savaşı esnasında ocağını terk edip iç kesimlere çekilmek zorunda kalanlar şark mültecisi şeklinde isimlendirilecektir.
*Bu hadiseyi tanımlamak için Trabzonlular muhacir çıkmak, Erzurumlular kaçhakaç (kaça kaç), Adanalılar kaçkaç ifadelerini kullanmışlardır.
* Osmanlı bürokratı yine savaş sebebiyle Millî Mücadele döneminde ocağını terk eden Güneyli
veya Batı Anadolulu Türk’ü felaketzede veya harikzede şeklinde tanımlamıştır.
*Muhacir, mülteci statüsünde gelip geri dönemeyen ve Osmanlı coğrafyasında yerleşen veya her iki devletin iznini alarak barış döneminde yerleşmek kasdıyla gelen kişiler için kullanılan bir terimdir.
*Bu çerçevede Nogay, Abaza, Çeçen, Çerkes, Gürcü veya Nogay muhaciri şeklinde tanımlanabileceklerdir.
*Mübadele bir şeyin karşılıklı olarak değiştirilmesidir.
*Mübadiller belgelerde mübadil, muhacir, göçmen ve mübadil muhaciri şeklinde tanımlanmışlardır.
*Toplumun algılamasına göre muhacir düşmandan kaçıpTürk hâkimiyetindeki topraklara sığınan aciz, kahırzede, zulmdide Müslümanlardır.
*Ortadoğu’dan Amerika’ya göç edenler caliye olarak tanımlanmıştır.
*Göçün sebebini belirleyen iki unsur vardır: Birincisi terk edilen mekân, ikincisi ise yerleşilen mekândır.
* Kişiyi yurdundan koparan ve göç etmeye zorlayan sebeplere itici sebepler denir.
* Yerleştiği yerin şartları ise çekici sebepleri oluşturmaktadır.
*Göç evlilik ve sair yollarla toplumların karışmasını sağlar.
*Göç kültür değişmelerinin de ana nedenidir. Göç hem göçmeni, hem de yerli halkı değiştirir, yerli-göçmen kaynaşması gerçekleşir.
BALKANLARDAN ANADOLU’YA YÖNELİK GÖÇLERİN SEBEPLERİ
*1820 ve 1860’lı yıllarda Balkanlardan Kırım ve Kafkaslara yönelik Rum ve Bulgar göçlerinde gidilen yerlerin çekiciliği etken olmuştur.
*Kafkaslar ve Balkanlardan Anadolu’ya yönelik göçlerde ise ana etken göçlerin gerçekleştiği
dönemlerde Kafkas ve Balkan coğrafyasının göç edenler için itici hale gelmesidir.
*Balkanlardan Anadolu’ya yönelik göçlerin sebeplerini bu bölgede ulus devlet kurma projelerinin geliştirilmesi ve tatbik edilmesi oluşturmaktadır.
*Batı’da ortaya çıkan ve gelişen ulus devletler dış politika adına mevcut askerî imparatorlukları parçalayıp yerine ulus devletlerin kurulmasını plânlamışlardı.
* Bu plânların gerçekleşmesi adına geliştirdikleri projelerden belki de en önemlisi şark politikasıdır.
*Şark meselesi olarak tanımlanan bu politikanın temel ilgi alanı Osmanlı coğrafyasıdır.
* Projenin gerçekleşmesi halinde Balkan Hıristiyan toplulukları ayrı devletler şeklinde ortaya çıkarlarsa, bölgede Osmanlı siyasî otoritesi sona erer,
*Batı’nın siyasî ve ekonomik desteğine muhtaç yeni pazarlar oluşur, belki de Katolik ve Protestan dünyası karşısında Ortodoks kilisesi milliyet esasında parçalanmış olurdu.
*Bu politikalar 1828 - 1829 ve 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşları ile uygulamaya kondu.
* Neticede söz konusu savaşların sonunda imza edilen Edirne ve Berlin antlaşmaları ile Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ devletleri kuruldu.
*19. yüzyılda Osmanlı coğrafyasında ulus devletler kurulurken ötekileştirme adına farklı yöntemler kullanılmıştır.
*Plânın başarıya ulaşabilmesi için Müslüman ile gayrimüslim arasındaki dengenin bozulması kaçınılmaz
görülecektir.
*Dengeyi bozmak için ilk etapta kilise ve eğitim kuruluşları kullanılmış,
*ikinci aşamada tedhiş (terör) örgütleri devreye sokulmuştur.
*Son aşamada ise yabancı ordunun askerî harekâtı ve işgali devreye girmiştir.
*Keşiş, papaz ve metropolit gibi din adamları bir şekilde milliyetçilik duygusunu yayma faaliyetine katıldılar.
*Bu da Bulgar, Sırp ve Ermeni gibi topluluklardaki milliyetçi kimlik duygusunun ön plâna çıkmasına yol açtı
*Böylece Rum milleti adı verilen Osmanlı Ortodoks toplumu Yunan, Sırp, Bulgar ve Rumen uluslarına dönüştürülür.
*Rum isyanı öncesi Yunanlılık duygusu oluşturulmuş, biçimlendirilmiş ve kâğıda geçirilmiştir.
*Rum isyanını tertip edenler çözümü Avrupa’da ancien régime sahip devletlerin siyasî ve hatta askerî desteklerini alabilmek adına hedef değişikliğine giderek patriği millî kahraman düzeyine çıkarmakta bulurlar.
*Bulgar papazı Sofroniy, Bulgarlara milli benlik kıvılcımını ateşleyecek olan kitaptaki fikirlerin geniş bir çevreye yayılmasını temin etti.
*Petir Beron, 1824’de Avusturya’da Bulgar alfabesini ilk kez bastırıp dağıttı. Bu faaliyetler sonucu
Tuna coğrafyasında Bulgarlık duygusu oluştu.
*1878 Berlin Andlaşması ile Balkanların siyasi haritası yeniden çizilir. Karadağ, Sırbistan, Romanya ve Bulgaristan bağlı prenslik veya bağımsız devlet olarak siyasi haritada yerlerini alırlar.
*Berlin sonrası Balkanlardaki Türk hâkimiyetindeki topraklar İşkodra, Kosova,Selanik, Manastır, Edirne ve Yanya olmak üzere altı vilayete ayrıldı.
*Balkan devletleri bu coğrafyada Osmanlı aleyhine büyüme stratejisi takip ettiler. 1879- 1912 arası Balkanlarda yeni bir proje üretilip sahneye kondu.
* Proje Selanik, Kosova ve Manastır vilayetlerinin büyük bir kısmını kapsıyordu. Projenin ismi
Makedonya idi.
*Projenin gerçekleştirilmesi adına Balkan devletlerinden her biri kendi vatandaşlarından veya vilayet-i selasede mukim Osmanlı vatandaşı gayrimüslimlerden çeteler  kurdu ve hedef sahada tedhiş yöntemine başvurdu.
* Amaç, genel asayişi bozmak suretiyle büyük devletlerin müdahalesini sağlamaktı.
 *1895- 1908 yılları arası Makedonya Abdülhamid’e muhalif olanların birleştiği ve
buluştuğu bir alandır.
*Jön Türkler Abdülhamid rejimini devirmeye kilitlenmiş iken ecnebi diplomatlar ve gayrimüslimler bu toprakları Osmanlı’dan ayırma planları yapmaktaydılar.
*Rusya ve Avusturya Berlin Kongresi’ne iştirak eden devletlerin de onayını aldıktan sonra hazırladıkları Mürzsteg Programı isimli ayrıntılı projeyi Babıâli’ye verdiler.
*Avrupa büyük devletleri ve Balkanlı müttefikleri Eylül ve Ekim 1912 tarihlerinde Babıâli’ye verdikleri ayrı ayrı notalarda Balkanlardaki Osmanlı vilayetlerine ulusallık fikri çerçevesinde idarî muhtariyet verilmesini, Belçikalı veya İsviçreli valilerin tayini, milis askerleri ihdası gibi hemen hemen her
vilayeti ulus devlete dönüştürecek olan isteklerde bulundular.
KIRIM VE KAFKASYA’DAN ANADOLU’YA YÖNELİK GÖÇLERİN SEBEPLERİ
*Rusya söz konusu sahaya hâkim olabilmek için hususî iskân politikaları geliştirdi.
* Rus iskân siyaseti iki aşamalıdır: Birinci aşamada Rus bürokratları çeşitli yöntemleri kullanarak yerli ahaliyi Hıristiyanlaştırmaya ve Ruslaştırmaya çalışıyorlardı.
*İkinci aşamada ticaret ve ulaştırma merkezlerine yerleştirilecek Rus göçmenleri vasıtasıyla bölge kontrol altına alınmaya çalışılmaktaydı.
*Bu siyasetin uzun vadedeki hedefi Kırım ve Kafkasya’nın Ruslaştırılmasıydı. Rusya, bu politikasında
başarılı olabilmek için asimilasyon siyaseti uyguladı.
*Asimilasyona isim değiştirme ile başlandı. Rusya işgal sahasında ilk etapta yetişkinlerin
isimlerini Slavlaştırmaya çalıştı.
*Asimilasyon politikasında izlenen bir diğer yöntem dinî eğitim ve faaliyetlerine getirilen kısıtlamalardır.
*toplum içindeki etkinliklerini kırmak için imamlar silâhaltına alındı. Askerlik ocağında domuz eti yemeye zorlandılar ve horlandılar.
*Eğitim çağındaki çocuklar bu şekilde Hıristiyanlaştırılıp Ruslaştırılmaya çalışı-
lırken, yetişkin Müslümanlar da baskı yoluyla din değiştirmeye zorlanıyorlardı.
*Kafkas Müslümanlarını Hıristiyanlaştırmak amacıyla Rus çarının himayesinde Kafkas
Müslümanlarını Hıristiyanlaştırma Cemiyeti adında bir teşkilat kurulmuştu.
*Bazı Rus askerî birlikleri, Müslüman köylüleri Hıristiyan olmaya zorlamakla yükümlüydü.
*Asimilasyon politikasının yöntemlerinden bir diğeri de farklı vergi uygulamasıdır.
*Müslümanların tahliye ettiği topraklara Rus, Kozak, Bulgar, Rum ve Alman göçmenlerin
iskân edildiği bilinmektedir.
*İslav İttihadı Cemiyeti, bölgedeki Rus nüfusunu arttırmak için Rus ailelerini bu bölgeye göç etmeye
teşvik edici önlemler aldı.
*Kuzey Afrika’da ise halkı Müslüman olan Osmanlı vilâyetleri bulunmaktaydı. Avrupa devletleri aralarında vardıkları uzlaşma çerçevesinde buraları doğrudan işgal ettiler.
*Bu bölgelerden de Türk hâkimiyetindeki topraklara göçler oldu. Bu göçlerin, Kırım, Kafkas ve Balkanlardaki kadar kitlesel bir boyut kazanmamasının temel sebebi burada azınlığa dayalı bir devletin kurulma plânlarının yapılmamasıdır.
*Kırım Rusya’nın, Bosna- Hersek Avusturya- Macaristan’ın, Cezayir ve Tunus Fransa’nın, Mısır İngiltere’nin işgaline uğradı.
*İtalya Trablusgarp’ı işgal ederken Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında Ortadoğu toprakları Fransa ve İngiltere tarafından işgal edildi.
*Kurgulanan Ermenistan’ın sınırları onaylanmayan ve yürürlüğe girmeyen Sevr Antlaşması ile belirlenmişti.
OSMANLI COĞRAFYASINDAN DIŞA GÖÇLERİN SEBEPLERİ
*Osmanlı coğrafyasında meydana gelen dışa göçün sebeplerinden birisini ikinci bir
devletin göçü teşvik ve tahrik etmesinden kaynaklanmaktadır.
*Rusya, işgal ettiği bölgelerdeki Müslüman çoğunluğu kırmak ve ele geçirdiği yerlerdeki hâkimiyetini ebedî hâle getirmek için Müslüman halkı göçe zorlamak ve bunların terk edeceği topraklara Hıristiyan nüfus bulup yerleştirmek şeklinde özetlenebilecek bir siyaset izlemekteydi.
*Rusya, Osmanlı Devleti’yle yaptığı savaşlarda işgal ettiği yerlerdeki gayrimüslim toplulukları Rus diplomat ve Ortodoks din adamları vasıtasıyla göç etmeye özendiriyor, hatta zorluyordu.
*Göç propagandasının kısmî olarak başarılı ve etkili olmasının sebeplerinden birisi göç kararı alan Bulgarların tasarruf ettikleri arazinin bir ailenin geçimini temin edecek büyüklükte olmamasıydı.
*Verginin tahsil şekli ve bazı idarî birimlerdeki yöneticilerin uygunsuz davranışları, Bulgarların göç kararı almasını kolaylaştıran yan sebepler arasında yer alır.
*Rumeli’de Rum ve Bulgar toplumu arasında ortaya çıkan soğukluk, hatta düşmanlık göç kararının alınmasını kolaylaştıran bir diğer etmendir.
*Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’de maden ocağı işleten veya bu ocaklarda çalışanlar işyerlerinin kapanması üzerine işsiz kaldılar. Gayrimüslimlerin Kafkasya ve Kırım’ı da göç sahası olarak düşünmeleri Rusya’nın izlediği iskân siyasetinden kaynaklanmaktaydı.
*Benzer politikalar sonucu Sultan II. Abdülhamid döneminde de Rusya’ya dönük
firari tarzda Ermeni göçü gerçekleşmiştir.

*Osmanlı coğrafyasından dışa göçün bir diğer sebebi zorunlu askerlik hizmetidir. Rediflerin toplanacağı emrinin duyulması üzerine askerlik yükümlülüğü bulunan Hıristiyan nüfustan birçoğu Amerika’ya ve sair mahalle firar etmekteydiler.
Gönderen aöftarihbölümü zaman: 12:07 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: OSMANLIDA İSKAN VE GÖÇ
Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
Kaydol: Yorumlar (Atom)

Sayac
Tema resimleri molotovcoketail tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.