AÖF TARİH BÖLÜMÜ

  • ANA SAYFA
  • 1.SINIF ÖZET
    • GÜZ DÖNEMİ
      • ESKİ ANADOLU TARİHİ
      • HELLEN VE ROMA TARİHİ
      • İSLAM TARİHİ VE MEDENİYETİ I
      • OSMANLI TÜRKÇESİ I
      • TARİH METODU
      • TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ I
      • BİZANS TARİHİ
    • BAHAR DÖNEMİ
      • BÜYÜK SELÇUKLU TARİHİ
      • ESKİ MEZOPOTAMYA VE MISIR TARİHİ
      • İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİ
      • İSLAM TARİHİ VE MEDENİYETİ II
      • OSMANLI TÜRKÇESİ II
      • TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ II
      • ORTA ASYA TÜRK TARİHİ
  • 2.SINIF ÖZET
    • GÜZ DÖNEMİ
      • ORTAÇAĞ VE YENİÇAĞ TÜRK DEVLETLERİ TARİHİ
      • ORTAÇAĞ-YENİÇAĞ AVRUPA TARİHİ
      • OSMANLI MERKEZ VE TAŞRA TEŞKİLÂTI
      • OSMANLI TARİHİ (1300-1566)
      • OSMANLI TÜRKÇESİ METİNLERİ I
      • TÜRKİYE SELÇUKLU TARİHİ
      • ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ I
    • BAHAR DÖNEMİ
      • OSMANLI DEVLETİ YENİLEŞME HAREKETLERİ (1703-1876
      • OSMANLI TARİHİ (1566–1789)
      • OSMANLI TARİHİ (1789–1876)
      • OSMANLI TÜRKÇESİ METİNLERİ II
      • OSMANLIDA İSKAN VE GÖÇ
      • RUSYA TARİHİ
      • ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ II
  • 3.SINIF ÖZET
    • GÜZ DÖNEMİ
      • OSMANLI DEVLETİ YENİLEŞME HAREKETLERİ (1876-1918)
      • OSMANLI DİPLOMASİSİ
      • OSMANLI İKTİSAT TARİHİ
      • OSMANLI TARİHİ (1876–1918)
      • SOSYOLOJİYE GİRİŞ
      • TARİHİ COĞRAFYA
      • İNGİLİZCE I
    • BAHAR DÖNEMİ
      • MODERN ORTADOĞU TARİHİ
      • EĞİTİM TARİHİ
      • TÜRKİYE CUMHURİYETİ İKTİSAT TARİHİ
      • TÜRKİYE CUMHURİYETİ SİYASÎ TARİHİ
      • TÜRKİYE'DE DEMOKRASİ VE PARLEMENTO TARİHİ
      • XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI
      • İNGİLİZCE II
  • 4.SINIF ÖZET
    • GÜZ DÖNEMİ
      • ÇAĞDAŞ TÜRK DÜNYASI
      • SÖMÜRGECİLİK TARİHİ
      • TARİH FELSEFESİ I
      • TÜRK BASIN TARİHİ
      • YAKINÇAĞ AVRUPA TARİHİ
      • YAŞAYAN DÜNYA DİNLERİ
      • GİRİŞİMCİLİK VE İŞ KURMA
      • TÜRK DİLİ I
    • BAHAR DÖNEMİ
      • BİLİM TARİHİ
      • HUKUK TARİHİ
      • SANAT TARİHİ
      • TARİH FELSEFESİ II
      • TÜRK DÜŞÜNCE TARİHİ
      • TÜRK KÜLTÜR TARİHİ
      • ETKİLİ İLETİŞİM TEKNİKLERİ
      • TÜRK DİLİ II
  • KİTAPLAR
    • 1.SINIF
      • GÜZ DÖNEMİ
      • BAHAR DÖNEMİ
    • 2. SINIF
      • 2 SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 2 SINIF BAHAR DÖNEMİ
    • 3. SINIF
      • 3 SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 3 SINIF BAHAR DÖNEMİ
    • 4. SINIF
      • 4 SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 4 SINIF BAHAR DÖNEMİ
  • SINAVLAR
    • 1.SINIF
      • 1.SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 1.SINIF BAHAR DÖNEMİ
    • 2. SINIF
      • 2.SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 2.SINIF BAHAR DÖNEMİ
    • 3. SINIF
      • 3.SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 3.SINIF BAHAR DÖNEMİ
    • 4. SINIF
      • 4.SINIF GÜZ DÖNEMİ
      • 4.SINIF BAHAR DÖNEMİ
XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2015 Pazar

XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI

XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI 5.ÜNİTE ÖZET (acemim)

AZERBAYCAN’DA YENİLEŞME HAREKETLERİ
*General M. A. Matyuşkin komutasındaki Rus orduları Bakü’yü ele geçirdi.

*Kürekçay Antlaşması:Sisianov ile İbrahim Halil Han arasında Karabağ Hanlığı’nın Rusya’nın hakimiyetini kabul ettiğini belirten Kürekçay Antlaşmasını imzalandı.
*Gülistan Antlaşması. Karabağ’ın Gülistan Köyü’nde Gülistan Antlaşması imzalandı.
Buna göre, Erivan ve Nahçivan hanlıkları dışında Aras Nehri’nin kuzeyinde bulunan hanlıkların (Bakü, şirvan,şieki,Gence, Karabağ, Lenkeran, Kuba, Derbend) Rusya’ya katıldığı bildirildi.
*Türkmençay Antlaşması :Azerbaycan’ı kuzey ve güney olmak üzere ikiye bölen  antlaşmadır.
*1820’lerde tasfiye edilen hanlıkların yerine Rus vilayetleri kuruldu: Bakü, Derbend,
şeki, Karabağ, şirvan ve Talış. Bunların her biri, “naçalnik” denilen askeri kumandanlar
tarafından yönetiliyordu.
*Baron P. V. Hahn’ın adıyla anılan askeri idareleri ve dolayısıyla tüm hanlık idaresini kaldıran reformla, tek tip sivil idare sistemine geçiş öngörülüyordu.
*Reform, aynı zamanda, yerleşik aşiret birimleri olan “mahaller” yerine, daha küçük birimler olan “uçastek” leri getiriyordu.
*İdari yapılanma sonucu gubernatörlük (vilayet) merkezi olan Şamahı’nın bir depremle
harap olması sonucu, merkez Bakü’ye taşındı ve vilayetin ismi bu düzenlemeye uygun olarak değişti.

MİLLİ SERMAYENİN OLUŞUMU
*1859 yılında Bakü ve civarında petrol rafinelerinin kurulmasının bir neticesi
olarak çıkarılan ve işlenen petrolün beklenmedik bir oranda artması, ekonomide
önemli gelişmelere yol açtı.
*Petrol sanayisinin gelişmesi, Bakü’nün bir metropol haline gelmesine de sebep olmuştu.
*XIX. yüzyılın ortalarında Apşeron Yarımadası’nda küçük bir liman olan Bakü, 1870’lerde Çarlık Rusyasının en yüksek oranda nüfus artışı gösteren şehri haline gelmişti.
*Petrol patlaması daha önceden Bakü civarında petrol kuyusu, rafineleri veya toprak sahibi olanların hızla zenginleşmesine sebep olmuştu. Tagiyev, Nagiyev, Asadullayev, Muhtarov, Sultanov
ve bunların aileleri bu şekilde zengin oldu. Bunlar aynı zamanda Azerbaycan’ın ilk milli burjuvazileri olarak kabul edilmektedir.
*Hacı Zeynelabidin Tagiyev:
Bakü zenginlerindendir.petrol çıkan arazileri satın aldı. Satın aldığı buparsellerde tulumbasız
fışkıran petrol kuyularımevcuttu.  Bakü’nün ilk tiyatro binasını kurarak,ilk Türk kız mektebini açtı.
*Nobeller: Nobeller, Bakü’ye gelen ilk yabancı petrol sanayicisiydi.  keşfettiği sualtı mayınları
Rus askerî idarelerinin dikkatini çekti.Önce Bakü’de daha sonra Petersburg’da kimya laboratuarları kurdular.Böylece asrın sonlarında petrol üretiminin % 20’sini,gerosin (gazyağı) üretiminin% 40’ını Nobel kardeşlerin şirketi veriyordu.

AZERBAYCAN’DA MİLLİ BİLİNCİN GELİŞİM SÜRECİ
Rusların eğitim ve dil politikaları Azerbaycan halkının farklı beklentilerini ve ihtiyaçlarını gündeme getirdi.
*Rusçanın hâkim dil olmasının ötesinde tamamını Azerbaycan Türklerinin oluşturduğu bölgelerdeki mahkemelere tayin edilen tercümanlar vasıtasıyla Rusça zorunlu hale geldi.
*Çarlık Rusyasının Azerbaycan Türklerine karşı diğer bir uygulaması, sınır boylarında bilhassa İran ve Osmanlı Devleti ile temasını yasaklamaktı.
* Onun için buralara Ermeni, Alman ve Rusya’dan Hahol ve Malakan gibi adlarla anılan göçmen köylülerinin yerleştirilmesi sağlandı.
*Bu göçmenlerin iskân ettirilmesini kolaylaştırmak için, Muhacerat Müdürlüğü kuruldu.
*Gence’de ve Mugan’da Handorf, Malagan, Slovakiya adlarını taşıyan Hıristiyan köyleri bu şekilde meydana geldi.
*Özellikle Kafkasya ve Azerbaycan tarihine ait yazılan eserlerle yazarlar, milletin geçmişini tanımasını ve millet olduğunu hatırlamasını sağlamak istediler.
*Abbas Kuliağa Bakihanov (Bakühanov),Mirza Fethali Ahundov, Seyid Azim şirvani ve Hasan Melikzade Zerdabi gibi aydınların yapmak istedikleri halkın eğitim ve kültür seviyesini yükseltmek, milli basın ve milli dilin en yüksek seviyede olmasını sağlayarak onu başka dillerin tesirinden
kurtarmaktı.
*Azerbaycan’da ilk milli uyanış hareketini başlatan Mehmet Ali Mirza Kazım Bey, Abbas Kuliağa Bakühanov oldu.
*Mirza Fethali Ahundov ise halk dilinde yazdığı komedileriyle, şiirleriyle ilk kültür hareketini başlatan şahıs olarak ün kazandı.

KÜLTÜREL UYANIŞ
*Mirza Adıgüzel Bey, Mirza Cemal, Kerim Ağa Fateh, Seyid Abdül Hamid gibişahsiyetler, yazdıkları tarih kitaplarıyla öne çıktılar.
* Abbas Kuliağa Bakühanov tarafından kaleme alınan Gülistan-ı İrem’in özel bir yeri vardır
*Tatar: “Tatar” kelimesiyle kastedilen Azerbaycan Türkleridir. Ruslar, Cengiz Han’dan başlayarak
Moğollarla Türklere Tatar adını verdikleri gibi Altın Orda Devleti’nin halkını da Tatar olarak adlandırdılar.
*Mirza Kazım Bey Derbent-name adlı eseri ile XIX. yüzyılda ilk olarak Azerbaycan ve Kafkasya tarihi üzerine eğilmiştir.
*Mirza Kazım Bey Umumi Türk-Tatar Grameri (Kazan, 1839) adlı eseri dünyada yazılan ilk mukayeseli Türk lehçeleri grameridir.
*Mirza Kazım Bey’in bu devirde müşterek Türk dili yaratılması tezini ortaya atması
onu “ilk Azerbaycan Türk milliyetçisi” olarak görülmesi anlamına gelmektedir.

*Mirza Şefi Vazeh  Filozof diye de tanınan Mirza fiefi’nin lirik ve tasavvuf şiirleriyle kazandığı şöhreti Rusya’yı aşarak Batı Avrupa’ya ulaşmıştı. Onun Avrupa ve bilhassa Almanya’da şöhret sahibi
olmasına sebep öğrencisi Alman yazar F. Bodenstedt oldu.
*Realist edebiyatın diğer bir temsilcisi İsmail Bey Kutkaşınlı’dır. Reşid Bey ve Saadet Hanım eserinde halkın yaşamı ve gelenekler aksettirilmiştir.

*KasımBey Zakir :Çarlık Rusyasına karşı mücadelesi ile tanınan KasımBey Zakir kendi toplumundaki cehalet ile de savaşmış, bundan dolayı kendisine Azerbaycan’ın milli şairi adı verilmiştir.

Mirza Fethali Ahundov, öncelikle Azerbaycan Türkçesinde Batı edebi üslubunu yansıtır tarzda
yazdığı oyunlarıyla ün kazandı Azerbaycan toplumunun hasta ve aksak yönlerini alaycı bir dille anlatan bir dizi komedi yazdı.
*Ahundov, 1857 yılından itibaren, fikri hayatının en büyük hadiselerinden birini teşkil eden “alfabe” meselesini gündeme taşıdı.

EĞİTİMDE YENİLEŞME
*1887’den itibaren Bakü’de yeni Avrupa tarzında mektepler açılmaya başlandı.
Bunlar halk arasında usul-i cedit mektepleri olarak adlandırılıyordu.
*İlk teşebbüs aynı yıl Tiflis’de Aleksandr Enstitüsü’nü bitirip Bakü’ye dönen Sultan Mecid Ganizade
ve Habib Bey Mahmudbeyov tarafından ileri sürülmüştü. Okulda ana dili ve
Farsça ile birlikte Rusça da vardı. Bunun için de mektep “Russko-Tatarskaya fikola”
(Rus-Tatar Mektebi) olarak adlandırıldı.
*İlköğretim okullarında öğretmen ihtiyacını karşılamak için, yeni yeni “Darülmuallim Mektepleri” açılmış ve buradan mezun olanlar, ilköğretim okullarında öğretmenlik görevine tayin edilerek, gösterdikleri müspet hizmet karşı lığında halk ve aile birliği muhitinde “Mirza” adını almışlardır.
*Okulda ders veren muallimlerden mutlaka Gori Seminaryasını bitirmek şartı aranırdı.
*Kafkasya ve Azerbaycan’da usul-i cedit ile eğitim yapan ilk mektep 1890’da Ordubad’da Mehmet Sıtkı Seferoğlu tarafından açıldı.
*Azerbaycan için öğretmen kadrolarının hazırlanmasında 1876’da açılan Gori Öğretmen Okulunun (Gori Seminaryası) büyük rolü oldu.
*Müslüman kızlar için bir mektep Tagiyev tarafından  açıldı. Tagiyev Mektebin inşaatını süratlendirmek amacıyla kız mektebine Çariçe Aleksandra Fyodorovna’nın adı verildi.
*Cemiyet-i Hayriye’nin ilk olarak erkek çocuklar için açtığı mektebe Saadet adı verildi.
*Usul-i cedite geçiş aşamasında aydınların üzerinde en çok durdukları konu dil meselesi oldu.
*Bu yıllarda Üzeyir Hacıbeyov’un Türk Rus ve Rus Türk Lügati eseri, Abdullah şaik’in Uşag Çeşmeyi, Mahmudbey Mahmudbeyov’un Abbas Sıhhat’le birlikte kaleme aldığı Yeni Mekteb, Türk Edebiyatına İlk Kedem adlı ders kitapları neşredildi.

*Üzeyir Bey HacıbeyovAzerbaycan’ın en önemli bestecisidir. İlk eseri olan Leyla ile Mecnun’u1907’de yazmıştır. 1920’de Azerbaycan milli marşını bestelemiştir.  Türkiye’de de şöhret bulan Arşın Mal Alan gibi operetler onun tarafından yazmıştır.

BASININ GELİŞMESİ
*1832’de Tiflis’te Tatar Haberleri gazetesi yayınlanmaya başladı. Tiflisskiye Vedomosti (Tiflis Haberleri) gazetesine ek olarak neşredilen bu gazetede esasen resmi belgeler yayınlanıyordu
*Hasan Bey Zerdabi, 1875 tarihinde çıkan Ekinci gazetesiyle Azerbaycan’da ilk Türkçe gazeteyi neşretmeye muvaffak oldu.
*Şark-i Rus ,bu gazete Ekinci’den sonra çıkarılan ikinci siyasî gazete olma özelliğine sahipti.  ilk Türkçe günlük, siyasî ve içtimai gazete olma vasfını da kazandı.
*Şark-i Rus bilhassa kadın meselesi, alfabe ıslahı, dil ve edebiyat meselesine önem vererek, eğitimin tebliği, yoksul köylülerin zor durumları, gerilik ve cehaletin tenkidi gibi konularla da meşgul oldu.
*Azerbaycan basın tarihinde ilk mizahi dergi olan Molla Nasreddin 1906’da Tiflis’de yayınlanmaya başlandı. Redaktörü Celil Mehmed Kulizade idi.
*Azerbaycan sosyal hayatının bir anlamda ansiklopedisi sayılan bu dergi, kısa aralarla 25 yıl yayınlandı.
*Adına “Molla Nasreddinciler” denilen bir akım doğdu. Çok güçlü mizah kabiliyetine sahip olan
Sabir, milli ve siyasi konularda hükümetin takibatına uğramamak için “Hop-Hop”, “Din Direği”, “Mirat”, “Fazıl” gibi müstear adlar kullanmış olsa da yazılarındaki dil ve üslupla hemen tanınmaktaydı. Sabir, dergide yazı yazmaya başladıktan sonra dergiyle ayrılmaz bir ikili oluşturdu.
* Ömer Faik Numanzade  tarafındadn açılan Gayret matbaası Azerbaycan halkının sosyal şuurunun uyanmasına yardım maksadıyla açılmış ilk kültürel müesseseydi.,
*Ömer Faik’in ilk ve son eseri olan ve bu matbaada basılan Davet adlı kitap eli kalem tutanları, imkânı ve nüfuzu olanları milli gayrete çağırıyordu.
*Işık dergisi kadınlara mahsus olup eğitim ve sağlık konularında makaleler ve tavsiyeler vermekteydi.
*Şelale Dergisi nispeten muhafazakar çizgide olup kadın özgürlüğünün de tamamen karşısındaydı.

*Mehemmed Hadi vatan ve hürriyet temalı şiirleriyle tanındı.  1911-1914 yılları arasında
İstanbul’a gelerek burada yayınlanan Tanin, Servet-i Fünun gazetelerinde çalıştı. II. Abdülhamid dönemini eleştiren şiirleri yüzünden tutuklanarak Selanik’e sürgüne yollandı.
*Azerbaycan edebiyatında “romantik şairimiz” de denilen Hadi, tıpkı Namık Kemal gibi
vatan, millet şairi, hürriyet aşığı olarak bilinmektedir.

*Azerbaycan aydınları arasında Abbas Sıhhat’in de ayrı bir yeri vardır. Asıl adı Abbaskulu Mehdizade’dir. Bir hekim olmasına rağmen yaptığı tercümelerle ön plana çıkmıştır. Lermantov’dan, Krılov’dan, Gorki’den, Goethe’den yaptığı tercümeler ona büyük şöhret kazandırdı.
*Ali Bey Hüseyinzade Füyuzat’ ta yayınlanan “Mecnun ve Leyla-i İslam” adlı makalesinde milliyetçiliğini bilhassa Türkçülüğünü ön plana çıkararak, İslam dinini güzel bir kadın
şeklinde tasvir edip, onun beyninin Osmanlı Devleti’nden ibaret olduğunu gösteriyordu.
*Ali Merdan Topçubaşov I. Devlet Dumasına (Millet Meclisine) milletvekili seçildi
ve “Müslüman Grup”un başkanı olarak Rusya Müslümanlarının I. ve IV. Kurultayları na temsilci olarak katıldı.
*XIX. yüzyılın ikinci yarısında Azerbaycan tarihçiliğinde önemli adımlar atılmaya başlandı. Bu aydınlardan biri M. F. Ahundov’du. Avrupalı eleştirmenlerin “Doğunun Molyeri”, Rusların “Doğunun Gogolü” dedikleri Ahundov, İslam dünyasının ilk dramaturgudur.
*Bu devrin mühim şairelerinden biri halk arası nda Han Kızı adıyla bilinen Karabağ’ın son hakimi Mehdikulu Hanın kızı Hurşidbanu Natevan ’dır.
 *XIX. yüzyılın ikinci yarısında Azerbaycan’da ilk genel kütüphane ve kıraathaneler açılmaya başlandı.Bunların en mükemmeli ve görkemlisi Neriman Nerimanov’un  kurduğu kütüphaneydi.
*Bazı dergiler Anadolu’dan parasız getirilerek Azerbaycan’a dağıtılmaktaydı. Bilhassa Servet-i Fünun’ daki yazılar, makaleler, sohbetler Azerbaycan’da ilgiyle karşılanıyordu. Türk yazarlarının ve Tevfik Fikret’in bazı eserlerini Azerbaycan Türkleri ilk defa bu dergide okumuş oldular.
*Azerbaycan’da bir Kütüphane şûrası açma fikri ilk olarak Nerimanov’dan geldi.
*Şuşa’da A. Agayev tarafı ndan bir kütüphane açıldı. burası Şuşa’nın çağdaş Müslüman kıraathanesi olarak adlandırılmaya başlandı. Agayev Fransızca bildiği ve bu dilde ders verdiği için kendisine “Frenk Ahmed”, kütüphanesine ise “Frenk Ahmed’in Kütüphanesi” denildi. Bu kütüphane Bakü ve Kuba kütüphanelerinden sonra Kafkasya’nın en büyük üçüncü kütüphanesi oldu.
*Matbaaların en önemlilerinden birisi Oruçov kardeşlerin sahibi olduğu Oruçov Matbaası idi.

SOSYAL KURULUŞLARIN ETKİ ALANI
*Bir yardım cemiyeti (Hayır Cemiyeti) kurulması fikri ilk defa 1870’li yıllarda Hasan Bey Zerdabi tarafından ortaya atılmıştı.
*Bakü  Müslüman Cemiyeti Hayriyesi Azerbaycan’da ilk Müslüman hayır cemiyeti faaliyetlerine başladı.
*Yine yardım amaçlı bir başka cemiyet olan “Neşr-i Maarif” kuruldu. Bu cemiyet fakir
ve yetim çocukların okutulması meseleleriyle ilgilenmekteydi. Amaçları kendi müesseselerinde çalıştırmak üzere vasıflı işçilerin yetiştirilmesini sağlamaktı.
* “Necat” Cemiyeti de  bir eğitim ve kültür cemiyeti idi. Cemiyetin en faal üyelerinden birisi İmran Kasımov’du. O, aynı zamanda cemiyete “Necat” adını da veren kişiydi. Amaçları Azerbaycanlıları bilgilendirmek, onları eğitmek, yoksul çocuklara yardım etmek, onları okullaracelp ederek ihtiyacı olanlara maddi yardımda bulunmaktı.
*Bakü’de gösterilen Leyla ile Mecnun operası  “Necat”ın teşebbüsleri sonucunda gerçekleşmişti.
*Saadet Cemiyeti ise klasik usulde eğitim yapan mekteplerin açılmasına, milli fikirlerin yayılmasına yardımcı olan bir hayır cemiyetiydi.

* “Hidayet” adı altında bir cemiyet faaliyete başladı. Kurucuları din adamları ve aydınlardan meydana
geliyordu. Amacı çetelerle ve suç işleyen kimselerle mücadele ederek, dini fanatizmi engellemekti.
* “Safa” cemiyeti de eğitim ve kültüre ağırlık vermişti. Bilhassa milli tiyatronun gelişmesi için çalışmakta ve bu amaçla kendi tiyatro gruplarını yaratmaktaydılar.
*1905 İhtilalinden sonra Tiflis’te Kafkas Müslüman Kadınlarının Hayriye Cemiyeti
kuruldu. Cemiyetin amacı yoksullara yardım etmek, kız mektepleri açmak, Kafkasya’da
kadınlar arasında eğitim ve sosyal faaliyetleri geliştirmekti.


Gönderen aöftarihbölümü zaman: 16:16 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI

XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI

XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI 6.ÜNİTE ÖZET  (acemim)

KAZAKİSTAN TARİHİ (XVIII. YÜZYILA KADAR)

*Bronz Çağında (MÖ 2. binyıl) Andronovo kültürü adı verilen insan yerleşimleri Kazakistan’ın büyük kısmında arkeologlar tarafından tespit edilmiştir.
*Sonrasında ise İskitler adıyla tanınan ve sanat tarihi açısından büyük bir öneme sahip ‘hayvan sanatı’nı üreten göçebeler Kazakistan bozkırında hâkim olmuştur.

*Kazaklar, çeşitli dönemlerde bu bozkırlarda göçebeolarak yaşayan Türk soylu toplulukların kalıntılarının birleşmesi ve ayrıca çeşitli Sibirya kavimleri ile bazı Moğol boylarının bu birliğe katılması neticesinde, yaklaşık olarak XV. yüzyılda oluşmuştur.
*Moğol hâkimiyeti döneminde (XIII. ve XIV. yüzyıllar) bölgenin büyük kısmı Çağatay ulusunun bir parçasıydı.
*Bölgenin batısı ve kuzeyi Cuci ulusu, doğu ve güneyi ise Çağatay ulusunun bir parçasıydı.
*Kazaklar göçebe, Özbekler ise yerleşik bir yaşam tarzı sürdürür oldular.


*Kazak Modernleşmesi Kazaklar Deşt-i Kıpçak göçebelerinin siyasi ve toplumsal yapısını
sürdürmüşlerdir.
* Her cüzün başında sultanlar ve kabile liderleri tarafından seçilen hanlar vardır.
*Kabilelerin ve onların alt bölümlerinin başında biy bulunur.
* Biyler Tevke Han tarafından yasalaştırılan adat’ı uygularlar.
*Kazak tanımı “kozak” şeklinde Slav dillerine de geçmiş ve özellikle sınırlardaki ayrıcalıklı
askerler için kullanılmıştır. Daha sonra Orta Asya’daki iç karışıklıklar zamanında
ise Kazak tanımı olumsuz anlamlar yüklenerek “serseri”, “haydut” anlamında kullanılmıştır.
*1468’de Ebulhayr Han Özbek-Kazaklara karşı sefere çıktı fakat onlarla karşılaşmadan
öldü. Hanlığı dağıldı ve Deşt-i Kıpçak otuz yıl sürecek kargaşa içine düştü.
*Hanlığın ilk yılları bozkırı kontrol etmek için Özbek lider şeybanî ile mücadele ederek geçti.
* Kazak kabilelerinin cüz adı verilen üç ana gruba (ulu, orta, kişi) bölünmesi süreci de başlamıştır.  Bu sözcük Rusçaya ve diğer batı dillerine genellikle orda olarak çevrilir.

*Rus kaynaklarında cüzler hakkında bilgiye ilk defa XVIII. yüzyılın ilk yarısında rastlanır. Bunlara göre cüzler Deşt-i Kıpçak’ın farklı bölgelerinde bulunmaktadır.
CüzleR Doğudan batıya doğru bunlar şöyle sıralanır:
*Bugünkü güneydoğu Kazakistan’da Tanrı Dağlarının kuzeyinde Ulu Cüz,
* Aral Denizinin doğusundaki bozkırda OrtaCüz
* Aral Deniziyle Ural Irmağı arasında Kişi [Küçük] Cüz.

*Kazak bozkırlarını idare eden Kasım’ın en küçük oğlu Hak Nazar bu engelleri aşarak üç cüzü birleştirdi

*Deşt-i Kıpçak’ta XVII. yüzyılda Oyratların genişlemesi en önemli gelişmelerin başında gelir.
* Oyratlar, Moğolistan’ın batısındaki dört Moğol kabilesinin oluşturduğu bir federasyondu.
* Sibir Hanlığının Ruslar tarafından sona erdirilmesinden sonra Oyratlar batıya geldiler ve Kalmuk olarak adlandırıldılar.
*Doğuda kalan Oyratlar ise 1635’de Cungarlar olarak bilinen bir federasyon oluşturdular.
*Cungarlar, Ulu Cüz’e saldırıda bulundular. Kazaklar bu saldı rılara karşı koymakta zorlandılar.
*Tavke olarak bilinen Tevekkül Muhammed Han’ı n üç cüzü birleştirmesi sonucunda hücumlar durduruldu,
*Tavke Han’ın başarısı savaşla sınırlı değildi, adat denen geleneksel Kazak hukuk sistemiyle İslami kuralların karışımından oluşan ve Jeti Jargı (Yedi Yargı) denen bir kanun hazırlattı.
*Yedi Yargı savunma ve ceza amaçlı ilkeler bütünüdür ve kırılgan Kazak siyasi yapısını bir arada tutmak amacıyla benimsenmiştir. İlk maddesi adil cezalandırma ilkesini ilan eder ve en önemlisi de
kısastır.
*Cungarlar, Poltava Çarpışmasında  Ruslara esir düştükten sonra bu uzak bölgelere gelebilmiş İsveç subaylarının yardımıyla, Kazakların doğudaki topraklarını istila ettiler.
*Cungar tehdidinin ortadan kalkması Çin’in saldırılarıyla gerçekleşmiştir

RUS YÖNETİMİ ALTINDA KAZAKİSTAN
*Rusya’nın bozkırla ilişkisi XVI. yüzyılda Nogaylar, XVII. yüzyılda Kalmuklar tarafı ndan belirleniyordu.
*Kazakistan’a gelen ilk grup göçmenler olan Kozaklar, Kazak bozkırında askeri kaleler kurdular ve çevresindeki toprakları işgal ettiler.
*Kazak bozkırıyla ilgili ilk reformlar 1786’da başlatıldı.
*Kazaklar kaybettikleri topraklarını geri almak amacıyla Pugaçev ayaklanmasına katıldılar.

*Orta Cüzde Sultan Kenesarı,  on yıldan uzun bir süre Rus yerleşimlerine ve iktidarı nı tanımayan Kazak obalarına baskınlar yaptı. Rusların saldırıları karşısında Semireçye’ye, oradan da Kırgız topraklarına gitmek zorunda kaldı ve buradaki savaşta öldürüldü. Bundan sonra Kazaklar artık tamamen Rus hâkimiyeti altına girmişti.

*Kazak bozkırı eski kabile sınırlarını dikkate almadan dört eyalete (oblast) ayrıldı: Turgay, Akmolinsk (Akmola), Semipalatinsk (Semey) ve Semireçye.

*Kazak aristokrasisi Rus asiller sınıfına dâhil edilmedi, zira Kazaklar Rus devlet adamı Speranskiy’nin 1822’de ortaya attığı kavramla inorodtsı idi.

*İnorodtsı (tekil inorodets):Rus Çarlığında Slav olmayan tebaayı tanımlamak için kullanılan
yasal kavramdır. Kelime anlamı “farklı soy/millet” olan sözcük “yabancı” olarak da çevrilir

*1868 düzenlemeleri Kazak topraklarına üç çeşit yargı uygulaması getirdi:
 1. Kazak adi suçluları için geleneksel Kazak hukuku.
 2. Rus ve Kazak siyasi suçluları için askeri mahkemeler.
3. Kazaklar, Ruslar ve ikisi arasındaki suçlar için Çarlık mahkemeleri.

*Özellikle askerlik muafiyeti ve vergi avantajları Tatar tüccarların Kazak toprakları na gelerek burada Kazaklarla evlenmesine yol açıyordu. Bu o kadar yaygın bir uygulama haline gelmişti ki babası Tatar, annesi Kazak çocuklar ayrı bir toplumsal sınıf oluşturarak şala Kazak (yarı Kazak) olarak adlandırılmıştır.

*1905 Rus Devriminden sonra Stolıpin’in tarım reformunun uyguladığı dönemde Rus köylülerin göçü de arttı. Bu reform programı büyük, bağımsız aile çiftlikleri yaratılması amacıyla başlatılmıştı.

MODERNLEŞME SÜRECİ VE TATAR ETKİSİ

*Çarlığın Kazak bozkırındaki din politikası çelişkiliydi. XVIII. yüzyıl sonunda II. Katerina Tatar din adamları aracılığıyla İslamiyetin etkisini artırmaya çalıştı
 *Dönemin neredeyse bütün yazma kaynaklarında Kazakistan ve Kırgızistan’da çalışan Tatar mollalarına düşmanlık hissi vardır.
*Kazak yazarlar arasında düşmanlık hissini açıkça ilan eden Çokan (Şokan) Velihanov’dur.

*Velihanov, Tatar mollalarını ve şakirtlerini Kazaklar arasında “fanatizm” ocağını yakmakla, mollaları Rusyadevletine sadık olmamakla suçluyor ve Kazakları Ufa Müftülüğüne boyun eğmekten kurtarmaya, Kazak bozkırında Tatar din adamlarının sayısını sınırlamaya çağırıyordu.

*Çarlığın din politikası İslamiyetin Kazak toplumundaki geleneksel rolünü değiştirmedi: Kazaklar ne dindar Müslüman ne de Hıristiyan oldular.
* Ama bu politika iki tür Kazak aydın grubunun oluşmasına yol açtı. Zor Zaman şairleri olarak bilinen İslami eğilimli Kazak aydınları ve seküler Rusya’ya yakın aydınlar.

 *İlk grubun temsilcileri Şortanbay Kanayulı,Dulat Babatayulı , Murat Mönkeulı ve Ebubekir Kerderi  Rus kolonizasyonunu suçluyor, göçebe geçmişi idealize ediyor ve Kazakların tek kurtuluşu olarak İslam dinini görüyorlardı.

RUS ÇARLIĞININ EĞİTİM POLİTİKASI
*Rusça tercüman karşılığı kullanılan tolmaç Türkçe ‘tilmaç’ sözünden türetilmiştir.
*İlk Kazak deyimleri sözlüğünü hazırlayan da bir Tatar tercüman ve kâtip Mendiyar Bekçurin’dir.

*Kazakça yayımlanan ilk kitap geleneksel bir destana dayanan Seyfulmelik  adlı kitaptı.

*Bölgede ilk Rus okulu Omsk’da 1789’da Azyatskaya Şkola adıyla kuruldu.

KAZAK AYDINLARI
*Seküler aydınlar çoğunlukla Rus okul ve kurumlarından mezun olmuşlardı; Tatar misyonerlerin (mollaların) cehalet ve zararlarını eleştiriyorlardı. Rus kültür ve eğitiminden yanaydılar.
*Bu grubun önemli temsilcileri Çokan Velihanov, Ibıray Altınsarin ve Abay Kunanbayev’dir.

*Kazakların Batı kültürüne açılması ve Kazak milliyetçiliğinin gelişimine Rus kültürünün büyük etkisi olmuştur. Çarlık rejiminin Kazakistan’a sürgün gönderdiği Rus entelektüellerinin de bunda önemli bir payı vardır.

ÇOKAN VELİHANOV
*O, göçebe Türklerin Avrupa medeniyetiyle temasa geçmesi sonucu ortaya çıkan dehanın müthiş bir numunesidir.
*Velihanov Avrupa medeniyetinin hararetli bir savunucusu olup Rusları o medeniyetin taşıyıcısı olarak gördü. Kazakları din adamlarının (mollaların) etkisinden kurtarıp medeniyetin kucağına atmak için samimiyetle çalıştı,  fakat hayatının son yıllarında hayal kırıklığına uğradı.
*Velihanov Ruslara sempati duymakla beraber, içindeki Kazaklık duygusunu daima korumuştur.
* Rus ordusuyla birlikte Evliyaata’ya girerken Rusların bir Kazak kadınını öldürmelerine tahammül
edememiş, asker üniformasını çıkararakbozkıra çekilmiş, bundan sonra kendi soydaşları arasında yaşamış ve genç yaşta ölmüştür.

*Çokan Velihanov pek çok bilim adamı tarafından halkının ilk modern bilim adamı olarak tanımlanır.
*Rus romancısı F. Dostoyevskiy’in yakın arkadaşı oldu.

IBIRAY (İBRAHİM) ALTINSARİN
*Batı ve Kazak kültürlerini sentez etmeye çalışan bu grubun en tipik örneği Ibıray Altınsarin’dir

*İlk Kazak aydınlarından biri olmanı n yanısıra folklorcu, sosyal aktivist ve yazardı.

*Resmi muamele yazılarını ilk defa Kazakça yazmış ve edebî Kazakçanın gelişmesi için uğraşmıştır.
*Yazı tartışması XX. yüzyıla kadar sürdü, Aykap ve Kazak’ı n yayımlanmasıyla değiştirilmiş Arap alfabesi hâkim oldu

ABAY KUNANBAYEV
*Yaşamı filmlere, opera ve romanlara konu olmuştur.
*Bu romanlar içinde en çok tanınanı Muhtar Avezov’un Abay Jolı (Abay Yolu) adlı kitaptır.
*Batı Aydınlanma düşüncesinden etkilenmiş olan Abay, Kazak kültürüne yönelik eleştirilerini
özellikle Kara Sözder adlı eserinde dile getirdi.


1905 RUS DEVRİMİ VE KAZAKLAR
*Kazak milliyetçileri daha ziyade Çağatay edebiyatına ve geleneksel Kazak folkloruna ilgi duyuyor, Rus kültürünün etkisinden uzak durmaya çalışıyorlardı.

*1905 sonunda Kazaklar ilk resmi toplantılarını yaptılar:
*Orenburg’da Alihan Bökeyhanulı başkanlığında Batıcı aydınlarının toplantısı,
*Almatı’da ise Ahmed Baytursın’un idaresinde Doğu aydınlarının toplantısı yapıldı.
* Toplantılar sırasında Rusya’daki Kadet (Anayasacı Demokrat) Partisi etrafında toplanma ve Rus liberal burjuvazisiyle işbirliği yapma gereği açıkça dile getirildi.

*Aykap editörleri yerleşik hayatı savunuyorlar, bunu Kazak halkı ve kültürünün korunması için ana
temel olarak görüyorlardı.
*Tatar etkisine karşı çıkan ve Kazak gazetesi etrafında toplanan Kazak milliyetçi hareketi Alaş liderleri ise göçebe hayat tarzı taraflısıydılar.

KAZAK BASINI
*İlk Kazakça-Rusça (Rusça-Kazakça bölümüyle birlikte) sözlük 1883’de Taşkent’te İşmuhammed
Bukin tarafından yayımlandı.

*Rusya Müslümanları arasında Türk dilinde çıkan ilk gazete Bakü ya da Kazan gibi Rusya Müslümanlarının entellektüel merkezlerinde değil, Taşkent’te çıktı.
*Türkistan Vilayetinin Gazeti, Rusça Turkestanskie Vedomosti’nin eki olarak yayınlanmaya başladı.

*Dala: Kazakça bozkır anlamına gelir.

*Fiker 17 Kasım 1905’de çıkmaya başladı. Gazete işçiler, köylüler ve cedidçi din adamlarına yönelik yayın yapıyordu.
*Serke gazetesi  hariç tutulursa ilk Kazak gazetesi 1907 yılında çıkmaya başladı. Mart ayında Troitsk şehrinde yayın hayatına başlayan Kazak Gazeti bir sayı çıktıktan sonra kapatıldı.

*1909’da Kazak milli kimlik ve bilincinin oluşmasında etkisi olan en önemli eser yayımlandı: Mircakip Dulatov’un şiirlerden oluşan Uyan Kazak! adlı eseri Kazakları bozkıra artan Rus göçü ve göçebe kültürü ve ekonomisi üzerindeki etkisine karşı çıkmaya, karşı çıkabilmek için de Kazakları birleşmeye çağırıyordu.



Gönderen aöftarihbölümü zaman: 16:15 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI

XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI

XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI 7.ÜNİTE ÖZET  ( acemim )

RUS İŞGALİ ÖNCESİNDE TÜRKİSTAN
*Kuşan hanedanı zamanında (I.-III. yüzyıllar) Budizm inancı bölgede kök saldı.
*Timur’un ortaya çıkmasıyla Orta Asya yeniden merkezî bir konuma geldi.
*Orta Asya’da Fars kültürü ve dili önemli bir yere sahiptir.
*İranî bir dil olan Soğdça,Kök-Türkler zamanında yazışmalarda kullanıldı
*XIV. ve XIX. asırlar arasında Orta Asya’da Farsça etkisindeki bir Türk lehçesi (Çağatayca) hâkim oldu.
*Özbek hanlarının yönettiği Buhara ve Hokand hanlıklarının resmî dili Farsçaydı.  getirdi.
* Timur döneminde Türk dili de çok gelişti; Türkçe pek çok eser veren Ali Şir Nevaî, kendisinden önceki bütün şairleri gölgede bıraktı.

TÜRKİSTAN’DA GERİLEME DÖNEMLERİ
-Bütün bu gerilemelerin sebepleri nelerdi?
*Hıristiyan misyonerler bunu İslam dininin ilerlemeye engel olmasınabağlamışlardır.
*Göçebe Türklerin ve Moğolların bölge üzerindeki olumsuz etkileri olduğunu ileri sürmüşlerdir.
*XVI. yüzyılda Türkistan tarihinin akışını değiştiren gelişmeler oldu. Bunlardan
en önemlisi Portekizlilerin Çin’den Hindistan’a ve Avrupa’ya uzanan deniz yolları-
nı keşfetmeleriydi; keşişer Orta Asya’yı stratejik ve ticari öneminden yoksun bıraktı.
*Portekizliler XVI. asır başında Ümit Burnu’ndanHindistan’a doğru yol bularak bu ülkede kendilerine yer açtılar.
*Avrupa mallarının istilası, Türkistan’ın bütün hayatını alt üst etti.
 *XVI. yüzyıldaki bir diğer olumsuz gelişme ise, İran’ın Şiileşmesiydi
*Türkistan hacılarının Mekke’ye gidiş yolu kapandı.
*Yavuz Sultan Selim ve Özbek hükümdarı Şeybanî Han ortaklaşa hareket ederek
İran’daki Şii gücünü bertaraf etmeye çalıştılarsa da başarılı olamadılar.
*Özbek hükümdarı Şeybanî Han’ın 1511’de Safevilere karşı yaptığı savaşta yenilmesi üzerine, onun soyundan gelenler iki ayrı hanlık kurdular: Buhara ve Hive hanlıkları.
*Buhara Hanlığının bir parçası olan Fergana vadisinde Hokand Hanlığı adında yeni bir Özbek devleti kuruldu.
*Özbekler: XIII.-XVII. yüzyılaNait kaynaklarda, Deşt-i Kıpçak’ın doğu kısmında yaşayan göçebe Türk
kabileleri, genel bir adla “Özbekler”; yurt ise “Özbek Ulusu” şeklinde zikredilmektedir
*Türkistan coğrafyası, Hazar Denizinden doğuya doğru geniş düzlükler şeklinde uzanır.
*Deşt-i Kıpçak: Karadeniz’in kuzey kısımları boyunca uzanan alan. Burası göçebe Türk kavimlerinin devamlı hareket ettikleri, devletler kurdukları bir coğrafya olmuştur.
*Kazak kelimesi, kazmak (kaçmak) kelimesinden türetilmiştir. Kelimeye ilk defa XIV. yüzyılda
rastlanılmakta olup, “maceracı; serserî, başıboş kimse” anlamını ifade ediyordu.
*Kalmıklar: Moğol kökenli Oyratların (Cungarlar) batıya göç eden koludur. Budist olan Kalmuklar,
1600’lerin başında Kazakistan’ın kuzey taraflarını istila ederek Türkistan için yıkıcı bir güç
oldular. “Kalmuk belası” önce Mangıtlara, arkasından Kazaklara büyük zararlar verdi.
*Kozaklar (Rusçası: Kazaçi): Rus Kazakları veya Kosaklar olarak da bilinmektedirler. Türk topluluğu olan Kazaklarla alakaları yoktur.
*Rus yayılmasının ilk hedefi  Hokand Hanlığı oldu.
*Hokand ve Buhara hanlıklarından alınan topraklar üzerinde kurulan Türkistan Genel Valiliği’nin başına getirilen General Von Kaufman’a Petersburg tarafından sınırsız yetkiler verildi; savaş açabilir, barış yapabilir, anlaşmalar imzalayabilirdi. Bu yetkilerinden dolayı Taşkent’teki çevresi ona “Yarım Padişah” lakabını takmıştı.


TÜRKİSTAN’DA RUS TESİRLERİ
*Demiryolları stratejik ve askerî amaçlar için, daha sonraki hedeflerin gerçekleşmesini kolaylaştırması için yapılmıştı. Fakat Orta Asya açısından bakıldığında, bölgenin yüzyıllarca devam eden dış dünyadan soyutlanmasını sona erdirdi; ticaretin gelişmesini ve canlanmasını sağladığı gibi, iletişim ve dış dünya ile olan bağları arttırdı.
*Güney Türkistan’da 50 yıl devam eden Çarlık yönetiminin olumlu yanları şu şekilde sıralanabilir:
Türkistan’a Avrupa teknolojisinin girmesi; demiryolları döşenmesi sayesinde ülkenin
Soyutlanmışlıktan kurtulması; modern kurumların oluşturulması; şehir hayatının gelişmesi.
*Türkistan Genel Valisi General von Kaufman yerel halkı Rus yönetimine ısındırmak için, onları yönetimden soğutabilecek girişimlerden sakındı; yerel halkın kendi iç yönetimine ve hayat tarzına karışmadı.
 *Kaufman, Rus Ortodoks misyonerlerinin (mesela İlminski’nin) burada misyoner faaliyetleri yürütme girişimlerini engelledi.
*İlminski, Kaufman’a önceki deneyimlerini anlatarak yerel dilde, Kril harfleriyle eğitim vermek suretiyle Türkistanlılar arasında Hıristiyanlığı yaymak gerektiğini telkin etmeye çalıştı.
*Kaufman, valiliği sırasında kültürel faaliyetlere önem verdi. Onun buyruğu ile yayınlanan Türkistan Vilayetinin Geziti Türkistan’ın ilk Türkçe gazetesi oldu. 1870’te Rusça olarak yayınlanan Turkestanskie Vedomosti gazetesinin Türkçe eki olan bu gazete, başlangıçta daha çok hükümetin emir ve fermanlarını yayınladı.
*Kaufman’ın bir başka kültürel katkısı ise Taşkent’te bir halk kütüphanesi kurmasıydı.

PAMUK EKTİRME SİYASETİ
*Rusya hükûmeti, Amerika’ya olan pamuk bağımlılığını azaltmak, mümkünse tamamen ortadan kaldırmak için Türkistan tarlalarını tamamen pamuk ekimine tahsis etmek istiyordu.
*İş o dereceye geldi ki, ülkede tahıl ekimi azaldı; Türkistanlılar Rusya’dan gelecek buğday ve arpaya
bağımlı duruma geldi.
*Türkistan’da ortaya çıkan bu iktisadi bağımlılık, 1917-18 yıllarında açlık felaketine yol açtı.
*Türkistan’da ortaya çıkan kuraklık da eklenince güney Türkistan’da iki milyona yakın
insan açlıktan kırıldı
*N. P. Ostroumov Rus Oryantalist, misyoner ve tarihçisi. 35 yıl boyunca Türkistan Vilayetinin
*Rusya’nın ikinci hedefi, bölgeye Rus göçmenler yerleştirmekti.
*Rus göçmenleri önceleri Kozaklardan oluşuyordu.
*V. V. Grigorev: Rusmilliyetçisi bilim adamı. 1851-61 yıllarında Orenburg sınır komisyonu başkanlığını
yürüttü. Orta Asya konusunda yaptığıaraştırmalar diğer Rus Şarkiyatçılarına temel  oluşturdu. Kazakların Tatar etkisinden uzaklaştırıp Ruslaştırılması için çalıştı.

TÜRKİSTAN’DA AYAKLANMALAR
DÜKÇÜ İŞAN AYAKLANMASI
*Rus göçlerinin yerli halkta yarattığı hoşnutsuzluklar ve pamuk siyasetinin yarattığı sorunlar bazıolaylara sebep verdiyse de, asıl Dükçü İşan isyanında kendini açığa vurdu.
*Bu yıllarda pamuk ekimiyle uğraşan köylüler maddi sıkıntı yaşamakta, iflas etmekteydiler. Narın nehri havzasında yaşayan Kırgızlar, Rus göçmenlerinin saldırılarından, yayla ve tarlalarının gasp edilmesinden dolayı büyük bir kızgınlık duyuyorlardı.
*Dükçü İşan, 1898 Mayısında ilkel aletlerle silahlanan 2000 kadar köylü ile beraber Endican’daki
Rus kışlasına saldırdı. Ruslar hazırlıklı olduklarından isyancılar önemli kayıplar vererek geri çekildiler


1916 YILI İSYANI
*1916’da Türkistanlıların askere alınmak istenmesi meselesinden dolayı isyanlar patlak verdi. O zamana kadar Türkistanlılar askere alınmıyorlardı.

BASMACILIK HAREKETİ
*Rus yönetimine karşı Türkistan’da ortaya çıkan en büyük direniş, Basmacı isyanıdır.
*1918’de Bolşeviklerin Fergana’da yaptığı zulümler, zaten birikmiş olan sosyal sıkıntılarla birleşerek ayaklanma (Basmacılık) şeklinde kendini gösterdi.
*Sovyet hükümetinin güney Türkistan’da tahıl ekimini tamamen kaldırmaya çalışması ve köylüleri kolhoz sistemine geçirmeye zorlaması hoşnutsuzlukları arttırdı.Kolhoz sistemi, zengin ve orta halli köylüleri sefalete düşürdü.
*Kolhoz: Rusça kollektivnoe hozyaystvo (kolektif ekonomi) kelimelerinin kısaltması olup, köylülerin
ortaklaşa çalıştıkları tarım işletmesi anlamındadır.
*Basmacılık: Türkistan’da Sovyet rejimine karşı 1918’de başlayıp 1930’ların başlarına kadar devam eden isyan ve direniş hareketidir. Rusçaya basmaçestvo olarak geçen “basmacı”tabiri, “basmak”
kelimesinden türetilmişolup, “baskın yapan,” “eşkıya” anlamındadır. Başlangıçta eşkıyalık şeklinde ortaya çıkan bubaşkaldırı, mevcut gelişmelerden hoşnutsuz duyan ve çaresizlik içinde
olan geniş halk kitlesinin duygularına tercüman oldu; giderek milli bir harekete dönüştü. Türkistanlı
milliyetçiler bu isyanı “Bekler Hareketi” olarak adlandırdılar.
*Aralık 1921’de Enver Paşa Buhara’ya geldi. Türkistanlıların mücadelesine dahil olmak istedi.
*Enver Paşa’nın en büyük başarısı 1922 yılı başında Düşenbe şehrini ele geçirmesi oldu.
*Çeken köyünde iken, 300 kişilik Rus gücünün yakındaki bir tepeye geldiğini haber alır almaz yanındaki 25 kişiyle onların üzerine birdenbire saldırarak şaşırttı ise de mitralyözden atılan mermilerle şehit düştü.
*Enver Paşa Türkistan halkının hafızasında çok yüce duygularla iz bırakan bir kahraman olarak yer etti.
*Basmacılığın zayıf tarafı, eşgüdüm ve merkezi kumandadan yoksun olmasıydı.Küçük gruplar arasındaki düşmanlıklar, taraf değiştirmeler, zaman zaman Bolşeviklerle işbirliği gibi durumlar hareketi zayıflattı.
XIX. YÜZYILDA ORTA ASYA’DA EĞİTİM
*Usûl-i kadîm denilen geleneksel eğitimin en önemli özelliği, talebenin münâzara (tartışma) yeteneğini geliştirmesindeydi.
*Buhara medreselerine en köklü eleştiriyi getiren kişiler, Tatar din âlimleri Ebunnasr Kursavî ve Şihabüddin Mercânî oldular.
*Mercânî’nin asıl eleştirdiği ise medrese eğitiminin temelini oluşturan mantık ve kelâm
dersleriydi.
TÜRKİSTAN’DA RUS OKULLARI
*Taşkent’te açılan okula öğretmen olarak atanan Şarkiyatçı V. P. Nalivkin, okulun açılış gününde çocukların kaçmaması için etrafa görevlilerin yerleştirildiğini, çocukların korkudan tir tir titrediklerini, okulun etrafındaki damlarda toplanan kadınların onlara bakarak ağlayıp çığrıştıklarını yazmaktadır.
*Eğitim yoluyla Ruslaştırmaya ilişkin olarak, 1878’de Türkmenler arasında seyahat eden Osmanlı
seyyahı Mehmed Emin Bey, Ata Han adlı bir Türkmenin ağzından ilginç bir olayı nakleder.

*Bu tarihten 22 sene kadar önce, Ruslar 4 Türkmen çocuğunu eğitim vermek üzere Petersburg’a götürürler. Bunlar arasında Hızır Han’ın oğlu ile Ata Han’ın kardeşi de vardır. Senelerce haber alınamadıktan sonra, kardeşi, 1877’de bir arkadaşıyla beraber Krasnovodsk’a gelir ve araya araya Ata Han’ı bulur. Ata Han, süvari yüzbaşısı olan kardeşini güçlükle tanır. Yüzbaşı Hıristiyan olup Türkmen dilini unutmuştur. Tercüman aracılığıyla anlaşırlar. Ata Han, kan kardeşi olduğu için ilk görüşte yüzbaşıya kanı kaynar ise de, Ruslaşmış olan ve “Türkmen demeye bin şahit gerekli olan” kardeşiyle konuştukça ondan nefret etmeye başlar. Yüzbaşının da kendisini bir vahşi olarak gördüğünü hisseder ve bir daha görüşmek istemez. Dinî ve kültürel farklılıklar, kardeşi kardeşe yabancı
etmiştir.


Gönderen aöftarihbölümü zaman: 16:13 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: XIX. YÜZYIL TÜRK DÜNYASI
Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
Kaydol: Kayıtlar (Atom)

Sayac
Tema resimleri molotovcoketail tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.